Algoritmik Oyun Kuramı · Ders Notu

Bölüm 11: Algoritmik Adalet ve Etik

Kredi başvurusunu onaylayan, özgeçmişleri eleyen ya da bir sanığın risk puanını hesaplayan algoritmalar, insanların hayatını doğrudan etkileyen kararlar verir. Bu kararlar “doğru” olabilir ama yine de bazı gruplara sistematik olarak daha çok hata yükleyebilir. Bu not, önce adaleti ölçmenin yollarını tek bir sayısal örnek üzerinden kurar. Ardından bu ölçütlerin neden aynı anda sağlanamadığını gösterir. Sonra kaynakların adil paylaşımı sorusuna, yani pasta kesme ve bölünemez malların bölüşümüne geçer. En sonda etik ilkeleri, denetimi ve insanların algoritmaya stratejik tepkisini ele alır.

Öğrenme çıktıları

Ölçütleri hesaplamak
İki grubun karışıklık matrisinden demografik eşitlik, eşitlenmiş olasılıklar, tahmin eşitliği ve kalibrasyonu hesaplamak.
Uyumsuzluğu göstermek
Taban oranları farklıyken ölçütlerin neden birlikte sağlanamadığını sayısal olarak göstermek.
Adil bölüşüm
Kes-ve-seç yöntemini uygulamak; orantılılık ve kıskançsızlığı ayırt etmek.
Etik ve teşvikler
Şeffaflık, hesap verebilirlik, denetim ve stratejik davranışın tasarıma etkisini tartışmak.

11.1Giriş

Mekanizma tasarımı ve oyun kuramı çoğunlukla verimlilikle, yani bir mekanizmanın toplam refahı büyütüp büyütmediğiyle ilgilenir. Bu notun sorusu farklıdır: bir kararın ya da paylaşımın sonuçları kişiler ve gruplar arasında nasıl dağılıyor? Bu soru iki ayrı alanda karşımıza çıkar. Birincisi, makine öğrenmesi modellerinin verdiği evet/hayır kararlarıdır. İkincisi, bir kaynağın (zaman, arazi, miras, ders kontenjanı) kişiler arasında bölüşülmesidir. İki alanda da “adil” sözcüğünün tek bir anlamı yoktur. Bu yüzden önce farklı anlamları ayrı ayrı tanımlamak, sonra aralarındaki ilişkiyi incelemek gerekir.

11.1.1Bir oyunla başlangıç: Adil Bölüşüm Oyunu

Bölümün etkileşimli oyunu olan Adil Bölüşüm Oyunu basit bir kurala dayanır. İki oyuncu, bölünemeyen malları sırayla ve birer birer seçer. Her malın kartında iki oyuncunun o mala verdiği değer yazar. Oyunun sabit örnek turunda dört mal kullanılır; diğer seviyelerde değerler her turda rastgele çekilir.

PastaO1:5O2:1KitapO1:4O2:9KulaklıkO1:3O2:8TopO1:1O2:1Sıra: O1, O2, O1, O2O2 (bilgisayar) her seferinde kendi gözündeen değerli kalan malı alır.
Şekil 11.1: Adil Bölüşüm Oyunu'nun örnek turu. Her kartta birinci oyuncunun (O1) ve ikinci oyuncunun (O2) o mala verdiği değer yazar: Pasta 5/1, Kitap 4/9, Kulaklık 3/8, Top 1/1. Seçim sırası O1, O2, O1, O2'dir; O2 (bilgisayar) her seferinde kendi gözünde en değerli kalan malı alır.

Şekil 11.1'de görülen değerler iki oyuncunun malları çok farklı değerlendirdiğini gösterir. O1 en çok Pasta'yı (5), O2 en çok Kitap'ı (9) sever. Oyun iki soru sorar:

  • Rakip hep kendi en sevdiği malı alıyorsa, O1'in de hep en değerli malı alması en iyisi midir?
  • Herkesin kendi payını ötekininkinden değerli bulduğu bir paylaşım her zaman var mıdır?

İlk soru bir oyun kuramı sorusudur: O1'in stratejisi, rakibin davranışına karşı en iyi tepki olmalıdır. İkinci soru bir adalet sorusudur: “kimsenin başkasının payını kıskanmadığı” bir paylaşım her zaman mümkün müdür? İki sorunun cevabı da “hayır”dır. Cevapların gerekçesi bölümün adil bölüşüm kısmında (11.4.8 ve 11.4.9) ayrıntılı olarak hesaplanır. Bu giriş, adaletin tek bir sayıyla anlatılamayacağını ve kurala uyan oyuncuların bile stratejik davranabileceğini baştan göstermek için seçilmiştir.

11.1.2Algoritmik kararlar neden önemli?

Algoritmalar artık yüksek etkili kararları ya doğrudan verir ya da verdikleri önerilerle yönlendirir. Kredi onayı, işe alım, sağlık teşhisi, sosyal medya önerileri ve ceza adaleti bu alanların başlıcalarıdır. Bu kararlarda yapılan bir hata, bir kişinin evinin, işinin ya da özgürlüğünün söz konusu olduğu anlamına gelebilir.

Adalet ve etik ihlallerinin iki tür zararı vardır. Birincisi doğrudan zarardır: haksız yere reddedilen başvuran kredi alamaz, haksız yere “yüksek riskli” sayılan sanık daha uzun tutuklu kalabilir. İkincisi dolaylı zarardır: bu tür olaylar duyuldukça kurumlara ve teknolojiye duyulan toplumsal güven aşınır. Güven kaybolunca yararlı uygulamalar bile kabul görmez.

Oyun kuramı açısından bir karar kuralı bir mekanizmadır. Kural, girdileri (başvuranın verileri) çıktılara (onay ya da ret) dönüştürür. Bu mekanizmanın çevresinde çıkarları çatışan paydaşlar vardır: başvuran kredi almak ister, kurum geri ödenmeyen krediden kaçınmak ister, toplum ise fırsatların gruplar arasında hakkaniyetle dağılmasını ister. Mekanizma tasarımında olduğu gibi burada da hangi amacın gözetileceği bir tasarım kararıdır.

Üç örnek, sorunun gerçek hayatta nasıl ortaya çıktığını gösterir:

  • Amazon işe alım aracı (2018). Şirketin geçmiş özgeçmişlerle eğittiği eleme modeli, “kadın” sözcüğü geçen başvuruları (örneğin “kadın satranç kulübü kaptanı”) cezalandırıyordu. Model, geçmişte çoğunlukla erkeklerin işe alındığı veriden bu örüntüyü öğrenmişti. Araç kullanımdan kaldırıldı (Dastin, 2018).
  • COMPAS (2016). ABD'de sanıklar için hesaplanan bir yeniden suç işleme risk puanıdır. Gazeteciler, puanın siyah ve beyaz sanıklarda farklı hata oranları ürettiğini gösterdi; şirket ise puanın iki grupta aynı riski anlattığını savundu (Angwin vd., 2016). Bu tartışma, taban oranları farklıyken adalet ölçütlerinin çatıştığını gösteren en bilinen örnektir. 11.3.5'te sayılarıyla ele alınır.
  • Kredi skorlama. Burada iki soru öne çıkar. Aynı puan herkes için aynı riski mi gösteriyor? Kimler hiç kredi alamıyor? İlk soru kurumun, ikincisi başvuranın bakış açısını yansıtır. Bölümün sayısal örneği de bir kredi modelidir.

11.1.3Önyargı ve ayrımcılık nereden gelir?

Bir modelin adaletsiz sonuç üretmesi için onu yazan kişinin kötü niyetli olması gerekmez. Önyargı (bias), modelin geliştirildiği ve kullanıldığı sürecin pek çok noktasından içeri sızabilir. Dört kaynak öne çıkar.

Tarihsel veri
Geçmişteki eşitsizlikler veri etiketlerine yansır. Model bu etiketleri “doğru cevap” sayar ve onları yeniden üretmeyi öğrenir. Amazon örneğindeki cinsiyet önyargısı buna örnektir: “geçmişte işe alındı” etiketi, liyakati değil geçmişin işe alım alışkanlıklarını kaydetmiştir.
Temsil eksikliği
Bir grup veride az temsil ediliyorsa model o grupta daha çok hata yapar. Model, eğitimdeki toplam hatayı küçültmeye çalışır; az sayıdaki örneğin hatası bu toplama az katkı yapar. Ticari yüz tanıma sistemlerinde en yüksek hata oranı koyu tenli kadınlarda ölçülmüştür (Buolamwini ve Gebru, 2018; “Gender Shades” çalışması).
Ölçüm ve vekil değişken
Asıl ölçülmek istenen hedef yerine ölçmesi kolay bir vekil değişken (proxy variable) kullanılabilir. Örneğin “sağlık ihtiyacı” yerine “sağlık harcaması” ölçülürse, sağlık hizmetine erişimi az olan grup daha az harcadığı için daha sağlıklı görünür. Model bu grubun ihtiyacını sistematik olarak küçümser.
Tasarım ve geri besleme
Yanlış seçilmiş bir optimizasyon hedefi, korunan özelliğin vekilleri (örneğin posta kodu) ve modelin kararlarının gelecekte toplanacak veriyi değiştirmesi bu gruptadır. Son durum bir geri besleme döngüsüdür; 11.5.6'daki kod izlemesi böyle bir döngüyü adım adım gösterir.

Bu kaynaklardan çıkan önemli bir ders vardır. Korunan özellik (protected attribute), yani cinsiyet ya da etnik köken gibi ayrımcılık yapılması yasak olan bir özellik, modelden çıkarılsa bile sorun çözülmez. Diğer değişkenler onu dolaylı olarak taşır. Bir kentte mahalleler etnik kökene göre ayrışmışsa posta kodu, etnik kökenin iyi bir vekilidir. Model posta kodunu kullanarak aynı grup farkını yeniden üretebilir. Bu nedenle adaleti güvenceye almanın yolu, girdiden bir sütun silmek değil, sonuçları grup bazında ölçmektir. Bir sonraki kısım tam olarak bu ölçümün araçlarını kurar.

Sık yapılan hata
  • “Model cinsiyeti görmüyorsa adildir.” Bu yaklaşıma “körlükle adalet” denir ve vekil değişkenler yüzünden çoğu zaman işe yaramaz. Üstelik korunan özellik silinince, grup bazlı sonuçları ölçmek de zorlaşır.
  • “Veri gerçeği yansıtır, model yalnız onu öğrenir.” Veri, geçmişteki kararların ve ölçüm biçimlerinin kaydıdır. Etiket bir vekil ise ya da geçmiş kararlarla toplandıysa, “gerçek” sandığımız şey zaten çarpıktır.
  • “Önyargı yalnız eğitim verisinden gelir.” Hedefin seçimi, eşiğin konması ve modelin kullanıldığı bağlam da önyargı kaynağıdır.

11.2Adalet ölçütleri

Bir modelin “adil” olup olmadığını tartışmak için önce neyin ölçüleceği üzerinde anlaşmak gerekir. Bu kısım, ikili (evet/hayır) karar veren bir modelin sonuçlarını özetleyen karışıklık matrisiyle başlar. Ardından aynı matristen türetilen dört ölçütü tek bir sayısal örnek üzerinde adım adım hesaplar. Bütün hesaplarda aynı iki grup ve aynı model kullanılır. Böylece ölçütler arasındaki farklar sayıların değişmesinden değil, sorulan sorunun değişmesinden kaynaklanır.

11.2.1Karışıklık matrisi

Bir kredi modeli düşünelim. Her başvuran için iki şey vardır. Birincisi gerçek sonuçtur: kişi krediyi gerçekte geri öder mi? Bu sonuç Y ile gösterilir; Y = 1 “öder”, Y = 0 “ödemez” demektir. İkincisi modelin kararıdır: model krediyi onaylar mı? Bu karar Ŷ (“Y şapka”) ile gösterilir; Ŷ = 1 “onay”, Ŷ = 0 “ret” demektir. Şapka işareti, bunun gerçek değer değil bir tahmin olduğunu hatırlatır.

İki ikili değişkenin dört birleşimi vardır. Her başvuran bu dört kutudan birine düşer. Kutulardaki kişi sayılarını gösteren tabloya karışıklık matrisi denir.

Tanım 11.1

Karışıklık matrisi (confusion matrix), gerçek sonuç Y ile modelin kararı Ŷ'nın dört birleşimindeki kişi sayılarını gösteren 2 × 2 tablodur:

  • TP (doğru pozitif, true positive): öder ve onaylandı (Y = 1, Ŷ = 1);
  • FN (yanlış negatif, false negative): öder ama reddedildi (Y = 1, Ŷ = 0);
  • FP (yanlış pozitif, false positive): ödemez ama onaylandı (Y = 0, Ŷ = 1);
  • TN (doğru negatif, true negative): ödemez ve reddedildi (Y = 0, Ŷ = 0).

Toplam başvuran sayısı n = TP + FP + FN + TN'dir.

Adlandırmanın bir mantığı vardır. İkinci harf (P ya da N) modelin ne dediğini söyler: P “pozitif”, yani onay; N “negatif”, yani ret. İlk harf (T ya da F) bu sözün doğru mu yanlış mı olduğunu söyler. FN, “yanlış negatif”tir: model “hayır” dedi ve yanıldı, çünkü kişi aslında ödeyecekti.

Matristen beş oran türetilir. Her oran, matrisin belli bir satırına ya da sütununa bakar ve farklı bir soruya cevap verir.

Tablo 11.1: Karışıklık matrisinden türetilen oranlar (kredi örneği).
OranTanımSoruMatrisin neresi?
Seçim oranı(TP + FP) / nKaçta kaçı onay alıyor?onay sütunu, bütün grup
TPR (doğru pozitif oranı)TP / (TP + FN)Ödeyecek olanların kaçı onaylandı?“öder” satırı
FPR (yanlış pozitif oranı)FP / (FP + TN)Ödemeyecek olanların kaçı onaylandı?“ödemez” satırı
PPV (kesinlik)TP / (TP + FP)Onaylananların kaçı ödüyor?onay sütunu
Taban oranı p(TP + FN) / nGrupta ödeyenlerin payı“öder” satırı, bütün grup

Bu oranlar koşullu olasılık olarak da yazılabilir. Koşullu olasılık P(A | B), “B olduğu bilindiğinde A'nın olasılığı” demektir ve yalnız B'yi sağlayanlar arasında A'nın payıdır. TPR, ödeyenler arasında onay alanların payıdır: TPR = P(Ŷ = 1 | Y = 1). FPR, ödemeyenler arasında onay alanların payıdır: FPR = P(Ŷ = 1 | Y = 0). PPV ise yönü tersine çevirir; onay alanlar arasında ödeyenlerin payıdır: PPV = P(Y = 1 | Ŷ = 1). TPR ile PPV'yi karıştırmamak için “çizginin sağındaki koşul, hangi kalabalığın içinde saydığımızı söyler” kuralı işe yarar. TPR'de kalabalık ödeyenlerdir, PPV'de onay alanlardır. Bu iki oranın paydaları farklıdır ve genelde farklı sayılar verirler.

TPR'ye tıp ve istatistikte duyarlılık (sensitivity) de denir. PPV'nin öteki adı kesinliktir (precision). Taban oranı (base rate) modelden bağımsızdır: modelin ne karar verdiğine bakmaz, yalnız gerçek sonucun gruptaki sıklığını ölçer. Bu yüzden taban oranı modeli değiştirerek değiştirilemez. Bölümün ana sonuçlarından biri, taban oranları farklı olduğunda ölçütlerin birlikte sağlanamamasıdır (11.3).

Her grup adaleti ölçütü, bu oranlardan birinin gruplar arasında eşit olmasını ister. Hangi oranın eşitleneceği teknik bir ayrıntı değil, bir değer seçimidir: hangi hatanın kimin için daha önemli olduğuna verilen cevaptır.

11.2.2Örnek: iki grup, tek model

Bölüm boyunca kullanılacak örnek şudur. A ve B adlı iki grubun her birinde 100 başvuran vardır. Model her başvurana iki puandan birini verir: 0,8 (“düşük risk”) ya da 0,2 (“yüksek risk”). Model 0,5 eşiğiyle karar verir: puanı 0,5'ten büyük olanlar onaylanır, ötekiler reddedilir. Aşağıdaki tablo, her puan grubunda kaç kişinin gerçekte ödediğini gösterir.

Tablo 11.2: Örnek veri. Her grupta 100 başvuran; model iki puan veriyor.
gruppuankişiöderödemezkarar (eşik 0,5)
A0,80504010onay
A0,20501040ret
B0,8020164onay
B0,20801664ret

Tablodaki ilk gözlem, iki grubun gerçekte farklı olduğudur. A grubunda ödeyenler 40 + 10 = 50 kişidir; taban oranı pA = 50/100 = 0,50'dir. B grubunda ödeyenler 16 + 16 = 32 kişidir; taban oranı pB = 0,32'dir. İkinci gözlem, modelin B grubuna daha seyrek yüksek puan verdiğidir: A'da 50 kişi 0,8 alırken B'de yalnız 20 kişi alır.

Örnek 11.1

Tablo 11.2'den iki grubun karışıklık matrisleri kurulur.

  1. Onaylananlar. Puanı 0,8 olanlar onaylanır. A'da bunların 40'ı öder (TP = 40), 10'u ödemez (FP = 10). B'de 16'sı öder (TP = 16), 4'ü ödemez (FP = 4).
  2. Reddedilenler. Puanı 0,2 olanlar reddedilir. A'da bunların 10'u aslında ödeyecek kişilerdir (FN = 10), 40'ı doğru biçimde reddedilmiştir (TN = 40). B'de 16 FN ve 64 TN vardır.
  3. Denetim. Her matrisin dört hücresinin toplamı 100 olmalıdır: A'da 40 + 10 + 10 + 40 = 100, B'de 16 + 4 + 16 + 64 = 100 ✓.
  4. Doğruluk. Modelin doğru karar verdiği kişiler TP ve TN kutularındadır. Doğruluk (accuracy) (TP + TN)/n'dir. A'da (40 + 40)/100 = 0,80, B'de (16 + 64)/100 = 0,80'dir.

Model iki grupta da %80 doğrudur. İlk bakışta bu, modelin iki gruba eşit davrandığı izlenimini verir. Aşağıdaki ölçütler bu izlenimin ne kadar eksik olduğunu gösterecek.

Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64
Şekil 11.2: İki grubun karışıklık matrisleri. Satırlar gerçek sonucu (öder Y = 1, ödemez Y = 0), sütunlar modelin kararını (onay Ŷ = 1, ret Ŷ = 0) gösterir. A: TP = 40, FN = 10, FP = 10, TN = 40. B: TP = 16, FN = 16, FP = 4, TN = 64.

Şekil 11.2 iki matrisi yan yana gösterir. Matrisin satırları gerçeğe göre, sütunları karara göre ayrılır. Bu düzen, sonraki ölçütlerin hangi hücrelere baktığını görmeyi kolaylaştırır: satır üzerinden hesaplanan oranlar (TPR, FPR) “gerçek sonuç bilindiğinde model ne yaptı?” sorusunu, sütun üzerinden hesaplananlar (PPV) “karar bilindiğinde gerçek ne çıktı?” sorusunu sorar.

11.2.3Demografik eşitlik

En sade adalet fikri, iki grubun eşit oranda onay almasıdır. Bu fikir modelin ne kadar isabetli olduğuna bakmaz; yalnız sonuçların dağılımına bakar.

Tanım 11.2

Demografik eşitlik (demographic parity), iki grubun seçim oranlarının eşit olmasıdır:

P(Ŷ = 1 | A) = P(Ŷ = 1 | B).

Burada P(Ŷ = 1 | A) = (TPA + FPA) / nA, A grubunun seçim oranıdır (selection rate).

Örnek 11.2
  1. Onay sütunu. Seçim oranı yalnız onay sütununa bakar. A'da onaylananlar 40 + 10 = 50, B'de 16 + 4 = 20 kişidir.
  2. Seçim oranları. A: 50/100 = 0,50. B: 20/100 = 0,20. Fark 0,50 − 0,20 = 0,30'dur. Demografik eşitlik sağlanmıyor.
  3. Beşte dört kuralı. Küçük seçim oranının büyüğüne oranı 0,20 / 0,50 = 0,40'tır. Bu sayı 0,8'den küçük olduğu için aşağıda tanımlanan kural da ihlal edilir.
  4. Gruplar farklı. Gerçekte ödeyenler A'da 50, B'de 32 kişidir. B'de seçim oranını 0,50'ye çıkarmak, onaylanan sayısını 20'den 50'ye çıkarmak demektir. B'de ödeyen yalnız 32 kişi olduğu için bu yeni onayların en az 50 − 32 = 18'i ödemeyecek kişilere gider. Tersine, A'yı 0,20'ye indirmek, ödeyecek 50 kişinin en az 30'unu reddetmek demektir.
Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64
Şekil 11.3: Demografik eşitliğin baktığı hücreler: onay sütunu (TP + FP). A'da 50, B'de 20 kişi onay alır; seçim oranları 0,50 ve 0,20.

ABD istihdam hukukunda bu ölçütün pratik bir sürümü kullanılır. İşe alımda bir grubun seçim oranı en yüksek seçim oranına sahip grubunkinin beşte dördünden (%80) azsa, bu durum disparate impact (dolaylı ayrımcılık etkisi) için ilk kanıt sayılır.

Tanım 11.3

Beşte dört kuralı (four-fifths rule), küçük seçim oranının büyük seçim oranına oranının en az 0,8 olmasını ister:

min(sA, sB) / max(sA, sB) ≥ 0,8.

Kural bir orana bakar, bir farka değil. Bu ayrım önemlidir. Seçim oranları 0,50 ve 0,40 ise fark 0,10, oran 0,8'dir; kural sınırda sağlanır. Seçim oranları 0,10 ve 0,02 ise fark yalnız 0,08'dir ama oran 0,2'dir; kural açıkça ihlal edilir. Küçük oranlarda fark yanıltıcı biçimde küçük görünür.

Demografik eşitliğin çekici yanı, gerçek sonuç Y'yi bilmeyi gerektirmemesidir. Etiketlerin kendisi tarihsel önyargı taşıyorsa (11.1.3), etiketlere dayanmayan bir ölçüt avantajlıdır. Zayıf yanı ise yukarıdaki son adımda görülür: taban oranları gerçekten farklıysa bu ölçütü zorlamak ya ödemeyecek kişilere kredi vermek ya da ödeyecek kişileri reddetmek demektir. İkisi de bir tür hatadır ve bu hataların bedeli de bir gruba yüklenir.

11.2.4Eşitlenmiş olasılıklar ve fırsat eşitliği

İkinci fikir, gerçek sonucu hesaba katar. Soru şudur: aynı gerçek duruma sahip iki kişinin onay alma şansı, gruplarına göre değişiyor mu? Ödeyecek iki kişiden biri A'da, öteki B'de ise ikisinin onay şansı eşit olmalıdır. Aynı şey ödemeyecek kişiler için de geçerli olmalıdır.

Tanım 11.4

Eşitlenmiş olasılıklar (equalized odds; Hardt vd., 2016), gerçek sonuç koşulu altında hata oranlarının gruplar arasında eşit olmasıdır:

TPRA = TPRB ve FPRA = FPRB.

Yalnız TPR eşitliği istenirse ölçütün adı fırsat eşitliğidir (equal opportunity).

Fırsat eşitliğinin adı içeriğini anlatır: “hak eden”, yani krediyi ödeyecek olan herkesin onay alma fırsatı grubundan bağımsız olmalıdır. Eşitlenmiş olasılıklar buna ikinci bir koşul ekler: hak etmeyenlerin yanlışlıkla onay alma şansı da gruptan bağımsız olmalıdır.

Örnek 11.3
  1. TPR (öder satırı). A: 40/(40 + 10) = 40/50 = 0,80. B: 16/(16 + 16) = 16/32 = 0,50. B'de krediyi ödeyecek olanların yarısı reddediliyor; A'da bu oran beşte birdir.
  2. FPR (ödemez satırı). A: 10/(10 + 40) = 10/50 = 0,20. B: 4/(4 + 64) = 4/68 ≈ 0,059.
  3. Karşılaştırma. TPR farkı 0,80 − 0,50 = 0,30, FPR farkı 0,20 − 0,059 = 0,141'dir. İki oran da farklı olduğundan eşitlenmiş olasılıklar sağlanmıyor. Yalnız TPR'ye bakan fırsat eşitliği de sağlanmıyor.

Sonuç ilginç bir tablo çizer: B grubu iki yönden de A'dan farklı muamele görür. Ödeyecek B üyeleri daha sık reddedilir (düşük TPR); ödemeyecek B üyeleri ise daha seyrek onay alır (düşük FPR). Model B'ye karşı genel olarak “daha temkinli”dir.

Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64 Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64
Şekil 11.4: Eşitlenmiş olasılıkların baktığı hücreler. Üst sıra: TPR için “öder” satırı (A'da 40/50 = 0,80, B'de 16/32 = 0,50). Alt sıra: FPR için “ödemez” satırı (A'da 10/50 = 0,20, B'de 4/68 ≈ 0,059).

Şekil 11.4 ölçütün satır bazlı olduğunu gösterir. Bu ölçütün bakış açısı başvuranınkidir. Ödeyebilecek bir başvuran şunu sorar: “Ödeyebilecek biri olarak onay alma şansım grubuma bağlı mı?” A'daki ödeyecek bir başvuranın şansı %80, B'deki ödeyecek bir başvuranınki %50'dir. Bu fark, başvuranın kendi davranışıyla değil, yalnız grubuyla açıklanır.

TPR'nin tümleyeni de sık kullanılır. Yanlış negatif oranı (FNR, false negative rate), ödeyecek olanlar arasında reddedilenlerin payıdır: FNR = FN/(TP + FN) = 1 − TPR. Örnekte A'da FNR = 0,20, B'de 0,50'dir. TPR eşitliği ile FNR eşitliği aynı koşuldur; COMPAS tartışmasında (11.3.5) FNR biçimi kullanılır.

11.2.5Tahmin eşitliği

Üçüncü fikir bakış açısını kurumun tarafına taşır. Kurum, modelin “onay” kararını bir bilgi olarak kullanır. Bu bilginin anlamı iki grupta aynı olmalıdır: onay alan bir A üyesiyle onay alan bir B üyesi, krediyi aynı olasılıkla ödemelidir.

Tanım 11.5

Tahmin eşitliği (predictive parity), onay alanların gerçekten ödeme oranının, yani PPV'nin gruplar arasında eşit olmasıdır:

PPVA = PPVB, burada PPV = TP/(TP + FP) = P(Y = 1 | Ŷ = 1).

Ret tarafının karşılığı negatif kestirim değeridir (NPV, negative predictive value): reddedilenlerin gerçekten ödemeyen payı, NPV = TN/(TN + FN).

Örnek 11.4
  1. PPV (onay sütunu). A: 40/(40 + 10) = 0,80. B: 16/(16 + 4) = 16/20 = 0,80. İki grupta da onaylananların %80'i öder; tahmin eşitliği sağlanıyor.
  2. NPV (ret sütunu). A: 40/(40 + 10) = 40/50 = 0,80. B: 64/(64 + 16) = 64/80 = 0,80. Reddedilenlerin de iki grupta %80'i gerçekten ödemez.

“Onay” ve “ret” etiketleri iki grupta aynı anlamı taşıyor. Kurum için model iki grupta aynı ölçüde güvenilirdir.

Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64 Grup Aonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP40FN10FP10TN40 Grup Bonay (Ŷ=1)ret (Ŷ=0)öder (Y=1)ödemez (Y=0)TP16FN16FP4TN64
Şekil 11.5: Tahmin eşitliğinin baktığı hücreler. Üst sıra: PPV için onay sütunu (A'da 40/50, B'de 16/20; ikisi de 0,80). Alt sıra: NPV için ret sütunu (A'da 40/50, B'de 64/80; ikisi de 0,80).

Aynı model, aynı sayılar: eşitlenmiş olasılıklara göre B grubu dezavantajlıdır, tahmin eşitliğine göre model iki gruba aynı davranır. Çelişki yoktur; iki ölçüt matrisin farklı yönlerine bakar. Şekil 11.4 satırları, Şekil 11.5 sütunları karşılaştırır. Hangi yönün önemli olduğu, kimin bakış açısının öncelikli sayıldığına bağlıdır.

11.2.6Kalibrasyon

Şimdiye kadarki ölçütler modelin onay/ret kararına baktı. Oysa model önce bir puan üretir; karar bu puanın eşikle karşılaştırılmasıyla verilir. Puanın kendisi de bir iddiada bulunur: “bu kişinin ödeme olasılığı 0,8'dir.” Kalibrasyon bu iddianın doğru olup olmadığını sorar.

Tanım 11.6

Kalibrasyon (grup içi kalibrasyon, calibration within groups): puanı s olan kişilerin gerçekten ödeme oranı, her grupta s'dir:

P(Y = 1 | puan = s, grup = g) = s, her s ve her g için.

Kalibrasyon, puanın grup ne olursa olsun aynı riski anlatmasıdır. Bir hava durumu uygulaması düşünelim: “%30 yağmur” dediği günlerin gerçekten yaklaşık %30'unda yağmur yağıyorsa uygulama kalibredir. Kalibrasyonun grup içi olması, bu denetimin her grup için ayrı yapılması demektir. Bir model toplamda kalibre olup bir grupta puanları sistematik olarak şişirebilir.

Örnek 11.5

Tablo 11.2'deki dört satırın her biri için gerçekleşme oranı hesaplanır ve puanla karşılaştırılır.

  1. A grubu, puan 0,8: 50 kişiden 40'ı öder ⇒ 40/50 = 0,80. Puanla aynı.
  2. A grubu, puan 0,2: 50 kişiden 10'u öder ⇒ 10/50 = 0,20. Puanla aynı.
  3. B grubu, puan 0,8: 20 kişiden 16'sı öder ⇒ 16/20 = 0,80. Puanla aynı.
  4. B grubu, puan 0,2: 80 kişiden 16'sı öder ⇒ 16/80 = 0,20. Puanla aynı.

Dört satırın dördünde de puan gerçekleşme oranına eşittir. Model iki grupta da kalibredir: puan dürüst bir olasılıktır.

Tablo 11.3: Kalibrasyon denetimi. Gerçekleşme oranı = öder / kişi.
gruppuan skişiödergerçekleşme oranıs ile aynı mı?
A0,80504040/50 = 0,80evet
A0,20501010/50 = 0,20evet
B0,80201616/20 = 0,80evet
B0,20801616/80 = 0,20evet

Kalibrasyonla tahmin eşitliği yakından ilişkilidir ama aynı şey değildir. Tahmin eşitliği yalnız “onay” sütununa, yani eşiğin üstündeki herkese birlikte bakar. Kalibrasyon her puan düzeyine ayrı ayrı bakar. Bu örnekte eşiğin üstünde tek bir puan (0,8) olduğu için kalibrasyon PPV eşitliğini doğrudan verir: onaylananların hepsinin puanı 0,8'dir ve kalibre bir modelde bunların %80'i öder. Daha çok puan düzeyi olan bir modelde iki gruptaki onaylananların puan karışımı farklı olabilir; o zaman kalibre bir model bile farklı PPV'ler verebilir.

Kalibre bir modelin ilginç bir özelliği vardır: bir gruptaki ortalama puan, o grubun taban oranına eşittir. A'da ortalama puan (50 · 0,8 + 50 · 0,2)/100 = 0,50 = pA, B'de (20 · 0,8 + 80 · 0,2)/100 = 0,32 = pB'dir. Bu yüzden taban oranları farklıysa kalibre bir model iki gruba ortalamada farklı puanlar vermek zorundadır. Bu gözlem 11.3.3'teki Kleinberg teoreminin özüdür.

11.2.7Kod izleme: olcutler()

Dört grup ölçütünün hepsi karışıklık matrisinin dört sayısından hesaplanır. Aşağıdaki kısa Python fonksiyonu bu hesabı yapar ve iki grubun sonuçlarını yan yana yazdırır.

def olcutler(TP, FP, FN, TN):
  n = TP + FP + FN + TN
  secim = (TP + FP) / n   # demografik eşitlik
  tpr = TP / (TP + FN)    # eşitlenmiş olasılıklar
  fpr = FP / (FP + TN)
  ppv = TP / (TP + FP)    # tahmin eşitliği
  return secim, tpr, fpr, ppv

A = olcutler(40, 10, 10, 40)
B = olcutler(16, 4, 16, 64)
ADLAR = ["seçim", "TPR", "FPR", "PPV"]
for i, ad in enumerate(ADLAR):
  print(ad, round(A[i], 3), round(B[i], 3))

Fonksiyon dört argüman alır: TP, FP, FN ve TN. İlk satırda toplam kişi sayısı n hesaplanır. Sonraki dört satır, Tablo 11.1'deki tanımları birebir uygular. Yorumlar her oranın hangi ölçütte kullanıldığını söyler: secim demografik eşitlikte, tpr ve fpr eşitlenmiş olasılıklarda, ppv tahmin eşitliğinde karşılaştırılır. Fonksiyon dört sayıyı bir Python demeti (tuple) olarak döndürür. Demet, virgülle ayrılmış değerlerin değiştirilemeyen sıralı bir listesidir; A[0] ilk değeri, A[3] son değeri verir.

Programın alt kısmı fonksiyonu iki grubun matrisiyle çağırır. for i, ad in enumerate(ADLAR) satırı, listedeki her ad için hem sırasını (i) hem de adın kendisini (ad) verir. Böylece A[i] ve B[i] aynı oranın iki gruptaki değerleridir.

Tablo 11.4: olcutler() izlemesi. A = olcutler(40, 10, 10, 40), B = olcutler(16, 4, 16, 64).
SatırA grubuB grubu
n40 + 10 + 10 + 40 = 10016 + 4 + 16 + 64 = 100
secim(40 + 10)/100 = 0,5(16 + 4)/100 = 0,2
tpr40/(40 + 10) = 0,816/(16 + 16) = 0,5
fpr10/(10 + 40) = 0,24/(4 + 64) ≈ 0,0588
ppv40/(40 + 10) = 0,816/(16 + 4) = 0,8
dönüş(0,5; 0,8; 0,2; 0,8)(0,2; 0,5; 0,0588…; 0,8)

Döngü dört satır yazdırır: seçim 0.5 0.2, TPR 0.8 0.5, FPR 0.2 0.059, PPV 0.8 0.8. Çıktı satır satır okunduğunda ölçütlerin durumu hemen görülür. i = 0'da seçim oranları farklıdır (0,5 ≠ 0,2): demografik eşitlik yok. i = 1'de TPR farklıdır: fırsat eşitliği yok. i = 2'de FPR de farklıdır: eşitlenmiş olasılıklar yok. i = 3'te PPV eşittir: tahmin eşitliği var.

Örnek 11.6

Üçüncü bir C grubunun matrisi TP = 30, FP = 20, FN = 10, TN = 40 olsun. Fonksiyon olcutler(30, 20, 10, 40) ile çağrılır.

  1. n = 30 + 20 + 10 + 40 = 100.
  2. Seçim oranı (30 + 20)/100 = 0,5.
  3. TPR = 30/(30 + 10) = 30/40 = 0,75.
  4. FPR = 20/(20 + 40) = 20/60 ≈ 0,333.
  5. PPV = 30/(30 + 20) = 30/50 = 0,6.

C'yi A ile karşılaştıralım: A'nın dört değeri (0,5; 0,8; 0,2; 0,8)'dir. Yalnız seçim oranları eşittir (0,5 = 0,5); demografik eşitlik sağlanır. TPR (0,75 ≠ 0,8), FPR (0,333 ≠ 0,2) ve PPV (0,6 ≠ 0,8) farklıdır. Demek ki iki grubun aynı oranda onay alması, onayların aynı isabetle dağıtıldığı anlamına gelmez.

11.2.8Dört ölçüt, tek model: sonuç tablosu

Hesapların hepsi bir tabloda toplanabilir. Tablo, aynı modelin bir ölçüte göre adil, ötekine göre adaletsiz sayılabileceğini açıkça gösterir.

Tablo 11.5: Dört ölçüt, tek model. Örnek modelin bütün ölçütlere göre durumu.
ÖlçütEşit olması gerekenABSağlanıyor mu?
Demografik eşitlikP(Ŷ = 1)0,500,20hayır
Fırsat eşitliğiTPR = P(Ŷ = 1 | Y = 1)0,800,50hayır
Eşitlenmiş olasılıklarTPR ve FPR = P(Ŷ = 1 | Y = 0)0,80; 0,200,50; 0,059hayır
Tahmin eşitliğiPPV = P(Y = 1 | Ŷ = 1)0,800,80evet
KalibrasyonP(Y = 1 | puan = s) = s0,8→0,8; 0,2→0,20,8→0,8; 0,2→0,2evet

Tablodaki ölçütler iki bakış açısına ayrılır:

  • Başvuranın bakışı: “Ödeyebilecek biri olarak onay alma şansım grubuma bağlı mı?” Bu soru gerçek sonucu sabit tutar ve kararın dağılımına bakar ⇒ TPR ve FPR (fırsat eşitliği, eşitlenmiş olasılıklar).
  • Kurumun bakışı: “Onay verdiğim kişinin ödeme olasılığı grubuna bağlı mı?” Bu soru kararı ya da puanı sabit tutar ve gerçek sonucun dağılımına bakar ⇒ PPV ve kalibrasyon.

Demografik eşitlik bu iki bakışın dışında kalır; gerçek sonucu hiç kullanmaz ve yalnız fırsatların sayısal dağılımıyla ilgilenir. Örnek model kurumun ölçütlerini sağlar, başvuranınkileri sağlamaz. Bu durumun bir rastlantı olmadığı, taban oranları farklı olduğu sürece kaçınılmaz olduğu 11.3'te gösterilir.

11.2.9Grup adaletinin ötesi: bireysel adalet

Yukarıdaki ölçütlerin hepsi grup adaleti ölçütleridir: grupların ortalama oranlarını karşılaştırırlar. Ortalamalar eşitlenirken bireylere keyfî davranılabilir. Örneğin B grubundan rastgele seçilen 30 kişiyi ek olarak onaylamak, B'nin seçim oranını 0,50'ye çıkarır ve demografik eşitliği sağlar. Ama hangi 30 kişinin onay aldığı tamamen şansa bağlıdır; birbirine çok benzeyen iki B üyesinden biri onay alır, öteki almaz. Dwork ve arkadaşları (2012) bu soruna farklı bir ilkeyle yaklaşır: benzer kişilere benzer davranılmalıdır.

Tanım 11.7

Bireysel adalet (individual fairness), model puanının Lipschitz koşulunu (Lipschitz condition) sağlamasıdır: her iki kişi x ve y için

|f(x) − f(y)| ≤ L · d(x, y).

Burada f(x), x kişisinin model puanıdır; d(x, y) iki kişinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu ölçen uzaklıktır; L izin verilen en büyük eğimdir.

Koşul şunu söyler: iki kişinin puan farkı, aralarındaki farkın L katını aşmamalıdır. d(x, y) küçükse, yani kişiler benzerse, puanları da birbirine yakın olmak zorundadır. “Lipschitz” adı matematikteki bir süreklilik koşulundan gelir: grafiği hiçbir yerde L'den dik olmayan fonksiyonlar bu koşulu sağlar. Ani sıçrama yapan bir fonksiyon, sıçrama noktasının iki yanındaki çok yakın iki noktaya çok farklı değerler verdiği için koşulu ihlal eder.

0,20,50,8benzerlik ekseni (ör. borç/gelir)model puanı fEceNurbasamak: |Δf| = 0,6L = 2 eğimli: |Δf| = 0,1
Şekil 11.6: Bireysel adalet. Yatay eksen bir benzerlik ölçüsü (örneğin borç/gelir oranı), dikey eksen model puanıdır. Kırmızı basamak model, eşiğin iki yanındaki Ece ve Nur'a 0,2 ve 0,8 verir: |Δf| = 0,6. Yeşil kesikli model L = 2 eğimiyle yükselir ve aynı iki kişiye en çok 0,1 fark verir.
Örnek 11.7

Şekil 11.6'daki Ece ile Nur arasındaki uzaklık d = 0,05, izin verilen eğim L = 2'dir.

  1. İzin verilen en büyük fark: L · d = 2 · 0,05 = 0,1.
  2. Basamak model: Ece'ye 0,2, Nur'a 0,8 verir. Fark |0,8 − 0,2| = 0,6'dır. 0,6 > 0,1 olduğu için koşul ihlal edilir.
  3. Yumuşak model: Puanı eğimi 2'yi aşmayacak biçimde yavaş yavaş artırır. İki kişinin puan farkı en çok 2 · 0,05 = 0,1 olur; koşul sağlanır.
  4. Bir aralık sorusu: L = 2, d(x, y) = 0,1 ve f(x) = 0,8 olsun. Koşul |f(y) − 0,8| ≤ 2 · 0,1 = 0,2 verir; yani 0,6 ≤ f(y) ≤ 1,0. Üst sınır zaten puanın alabileceği en büyük değer olduğu için izin verilen aralık [0,6; 1]'dir.

Bireysel adalet çekici bir ilkedir ama bir zorluğu vardır: uzaklık ölçüsü d'yi kim belirler? “Kimler benzer?” sorusu da bir değer yargısıdır. Borç/gelir oranı aynı olan iki kişi benzer midir, yoksa birinin düzensiz geliri onu farklı mı kılar? Bireysel adalet sorunu ortadan kaldırmaz; onu d'nin seçimine taşır. Ayrıca koşul, puanın kendisini değil yalnız puanlar arasındaki farkı sınırlar. Herkese 0 veren bir model de koşulu sağlar. Bu yüzden bireysel adalet, isabetli bir modelle birlikte düşünülmesi gereken bir kısıttır.

11.2.10Ölçüt hesaplarında sık hatalar

Sık yapılan hata
  • TPR ile PPV'yi karıştırmak: İkisinin de payı TP'dir ama paydaları farklıdır. TPR'de payda ödeyenlerdir (TP + FN), PPV'de onay alanlardır (TP + FP). B grubunda TPR = 16/32 = 0,5, PPV = 16/20 = 0,8'dir.
  • FPR'nin paydasına FN yazmak: FPR'nin paydası ödemeyenlerin toplamıdır: FP + TN. B'de 4/(4 + 64) = 4/68'dir, 4/20 değildir.
  • Beşte dört kuralında fark almak: Kural oran ister: küçük ÷ büyük. Ters oran (büyük ÷ küçük) de yanlıştır; 0,50/0,20 = 2,5 sonucu kuralı “sağlıyor” gibi gösterir.
  • Doğruluğu adalet sanmak: Örnekte iki grubun doğruluğu da %80'dir ama TPR'ler 0,8 ve 0,5'tir. Eşit doğruluk, hataların aynı türden olduğunu ya da aynı kişilere düştüğünü göstermez.
  • Kalibrasyonu toplamda denetlemek: Kalibrasyon her grup içinde ayrı denetlenir. İki grubun verisi birleştirilerek yapılan denetim, gruplardan birindeki sistematik sapmayı gizleyebilir.
  • Bireysel adalette L'yi unutmak: İzin verilen fark d değil L · d'dir.

11.3Ölçütlerin uyumsuzluğu

Önceki kısımdaki model tahmin eşitliğini ve kalibrasyonu sağladı ama eşitlenmiş olasılıkları sağlamadı. Akla gelen ilk düşünce, daha iyi bir modelin hepsini birden sağlayabileceğidir. Bu kısım bu düşüncenin genelde yanlış olduğunu gösterir. Ölçütler aynı dört sayıdan türetildiği için birbirine bağlıdır. Taban oranları farklıysa, mükemmel tahmin dışında hiçbir model hepsini birden sağlayamaz. Bu tür sonuçlara uyumsuzluk teoremleri (impossibility theorems) denir.

11.3.1Chouldechova özdeşliği

Chouldechova (2017) ölçütler arasındaki bağı tek bir eşitlikle yazmıştır. Eşitliği türetmek için bir gruptaki karışıklık matrisini taban oranı p, TPR ve FPR cinsinden ifade etmek yeterlidir.

Teorem 11.1 (Chouldechova özdeşliği)

Taban oranı p olan bir grupta, 0 < p < 1 ve PPV > 0 iken

FPR = p / (1 − p) · (1 − PPV) / PPV · TPR.

1. Matris hücrelerini oranlarla yazmak. Grupta n kişi olsun. Taban oranı tanımı gereği ödeyenler p · n, ödemeyenler (1 − p) · n kişidir. TPR ödeyenlerin onay alan payı olduğundan TP = p · n · TPR'dir. FPR ödemeyenlerin onay alan payı olduğundan FP = (1 − p) · n · FPR'dir.

2. PPV'yi yerine koymak. PPV = TP / (TP + FP)'dir. İki ifadeyi yerine koyup pay ve paydadaki ortak n'yi sadeleştirince PPV = p · TPR / (p · TPR + (1 − p) · FPR) bulunur.

3. Paydayla çarpmak. İki taraf paydayla çarpılır: PPV · [p · TPR + (1 − p) · FPR] = p · TPR. Sol taraf açılır ve PPV · p · TPR terimi sağa geçirilir: (1 − p) · FPR · PPV = p · TPR − p · TPR · PPV = p · TPR · (1 − PPV).

4. FPR'yi yalnız bırakmak. İki taraf (1 − p) · PPV'ye bölünür; bu sayı p < 1 ve PPV > 0 olduğu için sıfır değildir. Sonuç FPR = p/(1 − p) · (1 − PPV)/PPV · TPR'dir. □

Özdeşlik, dört ölçütten üçünü (FPR, TPR, PPV) ve taban oranını birbirine bağlar. Bunlardan herhangi üçü bilinirse dördüncüsü hesaplanabilir. Özdeşliğin önce örnek modelimizle doğrulanması, sayıların gerçekten bu bağı izlediğini gösterir.

Örnek 11.8
  1. A grubu: p = 0,5, PPV = 0,8, TPR = 0,8. Çarpanlar: p/(1 − p) = 0,5/0,5 = 1; (1 − PPV)/PPV = 0,2/0,8 = 0,25. Sonuç: FPR = 1 · 0,25 · 0,8 = 0,20 ✓ (tabloyla aynı).
  2. B grubu: p = 0,32, PPV = 0,8, TPR = 0,5. Çarpanlar: 0,32/0,68 = 8/17 ≈ 0,471; 0,25. Sonuç: FPR = (8/17) · 0,25 · 0,5 = 1/17 = 4/68 ≈ 0,059 ✓.
  3. Yorum: İki grupta PPV eşittir (0,8), bu yüzden ortadaki çarpan (1 − PPV)/PPV iki grupta da 0,25'tir. Ama p/(1 − p) çarpanı A'da 1, B'de 0,471'dir.

Şimdi asıl soruya gelelim: PPV eşitken TPR ve FPR de eşit olabilir mi? İki grupta PPV ve TPR eşit olsun. O zaman özdeşliğin sağ tarafında yalnız p/(1 − p) çarpanı gruptan gruba değişir. p farklıysa bu çarpan da farklıdır (çünkü p/(1 − p), p büyüdükçe kesin olarak büyür). Dolayısıyla FPR'ler farklı çıkar. TPR'ler de FPR'ler de eşit olacaksa, ancak TPR = 0 ya da PPV = 1 gibi uç durumlarda sağ taraflar eşitlenebilir. PPV = 1, onay alan herkesin ödediği, yani hiç yanlış pozitif olmayan durumdur; TPR = 0 ise kimseye kredi verilmeyen durumdur.

Teorem 11.2 (Tahmin eşitliği ile eşitlenmiş olasılıkların uyumsuzluğu)

İki grubun taban oranları farklıysa (pA ≠ pB), tahmin eşitliği ve eşitlenmiş olasılıklar, mükemmel tahmin (FPR = 0 ve PPV = 1) ya da kimseye onay vermeme gibi uç durumlar dışında birlikte sağlanamaz.

Tahmin eşitliği ve eşitlenmiş olasılıklar birlikte sağlansın: PPVA = PPVB = P, TPRA = TPRB = T, FPRA = FPRB. Özdeşlik iki grup için yazılır ve FPR'ler eşitlenir: pA/(1 − pA) · (1 − P)/P · T = pB/(1 − pB) · (1 − P)/P · T. (1 − P)/P · T sıfır değilse iki taraf ona bölünür ve pA/(1 − pA) = pB/(1 − pB) kalır. Bu fonksiyon kesin artan olduğu için pA = pB çıkar; bu, varsayımla çelişir. Demek ki (1 − P)/P · T = 0 olmalıdır, yani ya P = 1 ya da T = 0'dır. İki durumda da özdeşlik FPR = 0 verir. □

Teoremin söylediği şey bir model hatası değil, bir aritmetik gerçektir. Ne kadar veri toplanırsa toplansın ve ne kadar gelişmiş bir algoritma kullanılırsa kullanılsın, taban oranları farklı ve tahmin kusurlu olduğu sürece bir ölçüt seçmek, ötekinden vazgeçmek demektir.

Örnek 11.9

Bir grupta p = 0,2, PPV = 0,5, TPR = 0,6 verilmiş olsun. FPR kaçtır?

  1. p/(1 − p) = 0,2/0,8 = 0,25.
  2. (1 − PPV)/PPV = 0,5/0,5 = 1.
  3. FPR = 0,25 · 1 · 0,6 = 0,15.

Denetim için 100 kişilik bir grup kurulabilir: 20 kişi öder, 80 kişi ödemez. TP = 20 · 0,6 = 12, FP = 80 · 0,15 = 12. PPV = 12/24 = 0,5 ✓.

11.3.2Eşitlenmiş olasılıkları zorlarsak ne olur?

Uyumsuzluğun ne demek olduğunu somut görmek için ters yönden gidelim. B grubu için A ile aynı hata oranlarını veren, varsayımsal ve daha iyi ayırt eden bir model olsun. Bu modelde TPRB = 0,8 ve FPRB = 0,2'dir. Bugünkü model, yalnız 0,8 ve 0,2 puanı verdiği için, eşiği değiştirerek ya da rastgele onay vererek bu iki hata oranına birlikte ulaşamaz. Yeni modelin bu oranlara nasıl ulaştığını bilmemize gerek yoktur; karışıklık matrisi yalnız hata oranlarından hesaplanabilir.

Örnek 11.10
  1. Hedef: B'de TPR = 0,8 ve FPR = 0,2 (A ile aynı). B'de 32 kişi öder, 68 kişi ödemez.
  2. Matrisin satırları: Hata oranları sabitlenince karışıklık matrisinin üst ve alt satırları belirlenir. TP = 32 × 0,8 = 25,6; FP = 68 × 0,2 = 13,6. Bunlar beklenen sayılardır; bu yüzden kesirli çıkabilirler.
  3. Seçim oranı: Onaylanan = 25,6 + 13,6 = 39,2 kişi ⇒ seçim oranı ≈ 0,39. B'de onay oranı 0,20'den 0,39'a çıkar.
  4. PPV: PPVB = 25,6/39,2 ≈ 0,65. A'da PPV 0,80'di. Onaylananların ödeme oranı B'de düşer.

Eşitlenmiş olasılıklar sağlandı, ama tahmin eşitliği bozuldu: B'deki “onay” artık daha düşük bir ödeme olasılığı anlatıyor. Model yalnız onay/ret verdiği için bozulan ölçüt PPV'dir.

Sonuç özdeşlikle de bulunabilir. B için 0,2 = (8/17) · (1 − PPV)/PPV · 0,8 yazılırsa (1 − PPV)/PPV = 0,2 · 17/(8 · 0,8) = 0,53125 ve PPV = 1/1,53125 ≈ 0,653 çıkar. İki yol aynı sonucu verir.

Hangi ölçütün korunması gerektiği sorusuna matematik cevap vermez. Cevap bağlama bağlıdır: hangi zararın daha ağır olduğu (ödeyebilecek birinin reddedilmesi mi, ödeyemeyecek birinin borçlandırılması mı) ve hukukun ne istediği. Ödeyemeyecek birine kredi vermek ona da zarar verebilir; geri ödenmeyen kredi kişinin kredi geçmişini bozar. Bu yüzden “daha çok onay her zaman daha adildir” sonucu da çıkmaz.

11.3.3Kalibrasyon ve sınıf dengesi: Kleinberg teoremi

Chouldechova özdeşliği onay/ret kararları içindir. Kleinberg, Mullainathan ve Raghavan (2017) aynı sorunu puan düzeyinde incelemiştir. Puan düzeyinde eşitlenmiş olasılıkların karşılığı sınıf dengesidir (balance).

Tanım 11.8

Pozitif sınıf dengesi: gerçekte ödeyenlerin (Y = 1) ortalama puanı gruplar arasında eşittir. Negatif sınıf dengesi: gerçekte ödemeyenlerin (Y = 0) ortalama puanı gruplar arasında eşittir.

Pozitif sınıf dengesinin anlamı, TPR eşitliğinin anlamına benzer: aynı gerçek duruma sahip kişilerin (ödeyenlerin) ortalamada aynı puanı alması. Fark, karar yerine puana bakılmasıdır.

Örnek 11.11
  1. A, ödeyenler (Y = 1): 50 ödeyenden 40'ı 0,8, 10'u 0,2 almıştır. Ortalama (40 · 0,8 + 10 · 0,2)/50 = (32 + 2)/50 = 0,68.
  2. B, ödeyenler: 32 ödeyenden 16'sı 0,8, 16'sı 0,2 almıştır. Ortalama (16 · 0,8 + 16 · 0,2)/32 = (12,8 + 3,2)/32 = 0,50. Kalibre modelimizde B'nin ödeyen üyeleri ortalamada daha düşük puan alıyor: pozitif sınıf dengesi yok.
  3. A, ödemeyenler (Y = 0): 50 ödemeyenden 10'u 0,8, 40'ı 0,2 almıştır. Ortalama (10 · 0,8 + 40 · 0,2)/50 = (8 + 8)/50 = 0,32.
  4. B, ödemeyenler: 68 ödemeyenden 4'ü 0,8, 64'ü 0,2 almıştır. Ortalama (4 · 0,8 + 64 · 0,2)/68 = (3,2 + 12,8)/68 = 16/68 ≈ 0,235. Negatif sınıf dengesi de yok.

Kalibrasyon sağlandığı hâlde iki denge de bozuktur.

Teorem 11.3 (Kleinberg, Mullainathan, Raghavan, 2017)

Bir risk puanı için grup içi kalibrasyon, pozitif sınıf dengesi ve negatif sınıf dengesi ancak iki durumda birlikte sağlanabilir: tahmin mükemmelse (her kişi 0 ya da 1 puan alır ve puanı gerçek sonucuna eşittir) ya da grupların taban oranları eşitse.

Teoremin ispatı bu notun kapsamı dışındadır, ama ana fikri 11.2.6'daki gözlemle görülebilir. Kalibre bir modelde bir grubun ortalama puanı taban oranına eşittir. Bu ortalama, ödeyenlerin ortalamasıyla ödemeyenlerin ortalamasının ağırlıklı ortalamasıdır: p = p · (ödeyenlerin ortalaması) + (1 − p) · (ödemeyenlerin ortalaması). İki sınıf dengesi sağlanırsa parantez içindeki iki ortalama iki grupta aynı olur; bu iki sayıya x ve y diyelim. O zaman her grup için p = p · x + (1 − p) · y, yani p · (1 − x + y) = y sağlanmalıdır. 1 − x + y sıfır değilse bu eşitlik p'yi tek bir değere bağlar ve iki grubun taban oranı eşit çıkar. Taban oranları farklıysa geriye 1 − x + y = 0 kalır; bu ise y = 0 ve x = 1 ile, yani mükemmel tahminle mümkündür (ortalama puanlar 0 ile 1 arasında olduğundan x − y = 1 ancak böyle olur). Örneğimizde taban oranları farklı (0,5 ve 0,32) ve tahmin mükemmel değildir; ölçütlerin çatışması kaçınılmazdır.

11.3.4Bu model adil mi? Cevap ölçüte bağlı

Hesapların hepsi bir arada düşünüldüğünde “Bu model adil mi?” sorusunun tek bir cevabı olmadığı görülür. Aşağıdaki iki tablo bütün durumu özetler.

Tablo 11.6: Örnek modelin iki grupta kararları (her grupta 100 başvuran, aynı model, aynı eşik 0,5).
gruponay: öder / ödemezret: öder / ödemeztaban oranı
A40 / 1010 / 400,50
B16 / 416 / 640,32
Tablo 11.7: Üç ölçüte göre sonuç.
ÖlçütABSağlanıyor mu?
Demografik eşitlik (onay oranı)0,500,20hayır
Eşitlenmiş olasılıklar (TPR; FPR)0,80; 0,200,50; 0,059hayır
Tahmin eşitliği (PPV)0,800,80evet

Model kurumun ölçütüne göre adildir, başvuranın ölçütlerine göre adil değildir. Taban oranları farklı olduğu için (0,50 ve 0,32) bu ölçütler, tahmin mükemmel olmadıkça, aynı anda sağlanamaz (Chouldechova, 2017; Kleinberg vd., 2017). Hangi ölçütün seçileceği bir değer kararıdır. Bu kararın teknik bir ayrıntı gibi geliştiricilere bırakılması da bir seçimdir. Kararı kimin verdiği ve gerekçesinin yazılı olup olmadığı, 11.5.4'te anlatılan denetimin konusudur.

11.3.5Gerçek bir örnek: COMPAS tartışması

COMPAS, ABD'de bazı mahkemelerde kullanılan bir risk değerlendirme aracıdır. Sanığın iki yıl içinde yeniden suç işleme riskini puanlar. 2016'da ProPublica adlı haber kuruluşu, Florida'daki Broward County'den elde ettiği verilerle aracı inceledi (Angwin vd., 2016).

%0%25%5044,923,5FPRyanlış "yüksek risk"2847,7FNRyanlış "düşük risk"siyahbeyaz
Şekil 11.7: ProPublica'nın (2016) Broward County verisiyle hesapladığı hata oranları (yüzde). FPR: yeniden suç işlemeyen sanıklardan “yüksek risk” denenlerin payı (siyah %44,9, beyaz %23,5). FNR: yeniden suç işleyenlerden “düşük risk” denenlerin payı (siyah %28,0, beyaz %47,7).

İki taraf iki farklı ölçüte baktı:

  • ProPublica: Yeniden suç işlemeyen siyah sanıkların %44,9'u “yüksek riskli” etiketlenmişti; beyazlarda bu oran %23,5'ti. Yani FPR eşit değildi. Yanlış negatif oranı (FNR) için tablo tersine dönüyordu: yeniden suç işleyen beyaz sanıkların %47,7'sine “düşük risk” denmişti, siyahlarda bu oran %28,0'dı. ProPublica bu bulgularla aracın siyah sanıklara karşı önyargılı olduğunu ileri sürdü.
  • Northpointe (aracı geliştiren şirket): Aynı risk puanı iki grupta benzer yeniden suç oranına karşılık geliyordu. Yani araç kalibreydi ve tahmin eşitliğini sağlıyordu. Şirket bu gerekçeyle aracın adil olduğunu savundu.

İki taraf da kendi hesabında haklıydı. İki grubun yeniden suç kayıtlarındaki taban oranları farklı olduğu için iki ölçüt birlikte sağlanamazdı (Teorem 11.1'deki Chouldechova özdeşliği). Tartışma aslında hangi adalet tanımının seçileceğiyle ilgilidir. Chouldechova'nın 2017 makalesi tam olarak bu tartışmaya cevap olarak yazılmıştır. Ders şudur: tek bir doğruluk puanı yerine grup bazlı hata oranları raporlanmalıdır. Ayrıca bir taraf “model adil” dediğinde ilk sorulacak soru “hangi ölçüte göre?” olmalıdır.

Örneğin yapısı bölümün sayısal örneğine çok benzer. COMPAS'ta taban oranı yüksek olan grup (kayıtlarda yeniden suç oranı daha yüksek görünen grup) daha yüksek FPR'ye sahiptir. Bu da özdeşliğin öngördüğü yöndür: PPV eşitken p büyüdükçe FPR büyür. Bölümün örneğinde taban oranı yüksek olan A grubunun FPR'si (0,20) B'ninkinden (0,059) büyüktür.

11.3.6Adalet ve doğruluk ödünleşimi

Model doğruluğu tek başına hataların kimler üzerinde yoğunlaştığını göstermez. Örneğimizde doğruluk iki grupta da %80'dir, ama TPR 0,8'e 0,5'tir. Doğruluk iki tür hatayı (FP ve FN) toplar ve aralarındaki farkı siler.

Bir adalet kısıtı eklemek toplam hatayı artırabilir. Bu bir ödünleşimdir (trade-off): bir şeyi kazanmak için ötekinden vazgeçmek. Ama asıl seçim “ne kadar doğruluk feda edilir?” sorusundan daha incedir. Asıl seçim, hangi hataların kabul edilebilir olduğudur: yanlış ret mi, yanlış onay mı? Aynı toplam hata, farklı gruplara farklı biçimde dağıtılabilir.

Adalet kısıtı modelin geliştirilme sürecinin üç noktasında eklenebilir:

Ön işleme
Model eğitilmeden önce veri değiştirilir. Örneğin az temsil edilen grubun örneklerine daha çok ağırlık verilir ya da o gruptan daha çok veri toplanır. Amaç temsil eksikliğini gidermektir.
Eğitim sırasında
Eğitimde en aza indirilen hata ölçüsüne, yani kayıp fonksiyonuna (loss function), adalet kısıtı ya da ceza terimi eklenir. Model hem az hata yapmaya hem de grup oranlarını yakın tutmaya çalışır; bunun için bir miktar doğruluktan vazgeçer.
Son işleme
Eğitilmiş modelin puanları değiştirilmeden kararı veren eşik gruba göre ayarlanır (Hardt vd., 2016). Bu yöntem basittir, ama kararda grup üyeliğini açıkça kullandığı için bazı hukuk sistemlerinde tartışmalı olabilir.

Hangi yöntemin ve hangi ölçütün seçileceğine kullanım bağlamı, hukuki gereklilikler, düzenlemeler ve etkilenen grupların görüşleri yön vermelidir. Örneğin düşük gelirli başvuranları adil değerlendirmek isteyen bir kredi skorlaması, bu grubun ödeyebilecek üyelerinin reddedilmesini (düşük TPR) en ağır hata sayabilir ve fırsat eşitliğini öne alabilir.

11.3.7Kod izleme: rastgeleleştirme ile fırsat eşitliği

Son işlemenin en basit biçimi şudur: B grubunda yalnız 0,8 puanlıları onaylamak yerine, 0,2 puanlıların bir kısmını da rastgele onaylamak. Onay olasılığı q olsun. Aşağıdaki fonksiyon, q'nun her değeri için B grubunun TPR, FPR ve doğruluğunu hesaplar.

def b_grubu(q):   # 0,2 puanlıyı q ile onayla
  TP = 16 + 16 * q
  FP = 4 + 64 * q
  tpr = TP / 32
  fpr = FP / 68
  dogru = TP + (68 - FP)   # TP + TN
  return tpr, fpr, round(dogru / 100, 3)

for q in [0, 0.2, 0.4, 0.6]:
  tpr, fpr, d = b_grubu(q)
  print(q, round(tpr, 2), round(fpr, 2), d)

Fonksiyonun mantığı Tablo 11.2'den gelir. 0,8 puanlı 20 kişinin hepsi onaylanır; bunlardan 16'sı öder (TP), 4'ü ödemez (FP). 0,2 puanlı 80 kişiden her biri q olasılıkla onaylanır. Bu 80 kişinin 16'sı öder, 64'ü ödemez. Beklenen değer olarak ödeyenlerden 16 · q, ödemeyenlerden 64 · q kişi ek onay alır. Böylece TP = 16 + 16q ve FP = 4 + 64q olur. TPR'nin paydası B'deki bütün ödeyenlerdir (32), FPR'ninki bütün ödemeyenlerdir (68). Doğru kararlar TP ile TN'nin toplamıdır; TN, ödemeyenlerden onay almayanlardır: TN = 68 − FP. Kodda dogru = TP + (68 - FP) satırı bunu yapar. Bu yüzden doğruluk (16 + 16q + 68 − 4 − 64q)/100 = (80 − 48q)/100'dür.

Tablo 11.8: b_grubu(q) izlemesi. Son iki sütun, kodda hesaplanmayan ama aynı sayılardan çıkan seçim oranı ve PPV'dir.
qTPFPTPRFPRdoğrulukseçim oranıPPV
01640,50,060,8000,200,80
0,219,216,80,60,250,7040,360,53
0,422,429,60,70,440,6080,520,43
0,625,642,40,80,620,5120,680,38

Tablo satır satır şöyle okunur:

  1. q = 0: Yalnız 0,8 puanlılar onaylanır (bugünkü model). TP = 16, FP = 4. TPR = 16/32 = 0,5; FPR = 4/68 ≈ 0,06; doğruluk (16 + 64)/100 = 0,80.
  2. q = 0,2: 0,2 puanlı 80 kişinin %20'si onaylanır. TP = 16 + 16 · 0,2 = 19,2; FP = 4 + 64 · 0,2 = 16,8. TPR 0,6'ya çıkar ama doğruluk 0,704'e düşer. Neden bu kadar düşer? 0,2 puanlıların yalnız %20'si öder; yeni onaylanan her 5 kişiden 4'ü ödemeyecek olanlardandır.
  3. q = 0,4: TP = 22,4; FP = 29,6. TPR 0,7; FPR 0,44'e fırlar; doğruluk 0,608.
  4. q = 0,6: TP = 25,6; FP = 42,4. TPRB = 25,6/32 = 0,8 = TPRA: fırsat eşitliği sağlandı. Bedeli: doğruluk 0,512'ye, PPV 0,38'e düştü; FPR 0,62'ye çıktı.
00,50,81q=0q=0,2q=0,4q=0,6TPR_Aq = 0,6TP = 25,6 FP = 42,4TPR_B = 0,8FPR_B = 0,62doğruluk_B = 0,512
Şekil 11.8: B grubunda 0,2 puanlıları q olasılıkla onaylamanın etkisi. Mavi: TPRB (0,5'ten 0,8'e çıkar ve q = 0,6'da A'nın TPR'sine, kesikli çizgiye, ulaşır). Kırmızı: FPRB (0,06'dan 0,62'ye). Yeşil: B'nin doğruluğu (0,8'den 0,512'ye).

Şekil 11.8 bedeli açıkça gösterir. Fırsat eşitliği için 0,2 puanlıların %60'ı rastgele onaylanmıştır. Ödemeyecek 64 kişiden yaklaşık 64 · 0,6 ≈ 38'i kredi alır. B'nin FPR'si (0,62), A'dakinin (0,2) üç katından fazladır; bu yüzden eşitlenmiş olasılıklar yine sağlanmaz. Tahmin eşitliği de bozulmuştur: PPV 0,80'den 0,38'e düşmüştür. Bir ölçütü rastgeleleştirmeyle sağlamak mümkündür ama bu, modelin ayırt etme gücünü artırmaz; yalnız hataları yeniden dağıtır.

Örnek 11.12

A'nın TPR'si 0,8 yerine 0,7 olsaydı, B'de fırsat eşitliği için q kaç olmalıydı ve B'nin doğruluğu ne olurdu?

  1. TPRB = (16 + 16q)/32 = 0,5 + 0,5q.
  2. 0,5 + 0,5q = 0,7 ⇒ 0,5q = 0,2 ⇒ q = 0,4.
  3. Doğruluk (80 − 48 · 0,4)/100 = (80 − 19,2)/100 = 0,608. Tablo 11.8'in q = 0,4 satırıyla aynıdır.
Sık yapılan hata
  • “Daha iyi model bütün ölçütleri sağlar.” Taban oranları farklıyken bu ancak mükemmel tahminle olur. Modeli iyileştirmek çatışmanın boyutunu küçültebilir ama ortadan kaldırmaz.
  • Özdeşlikte p/(1 − p) yerine p yazmak: Çarpan bir olasılık değil bir orandır (“ödeyenlerin ödemeyenlere oranı”). p = 0,5'te 1'dir, 0,5 değildir.
  • Rastgeleleştirmenin bedelini yalnız doğrulukta aramak: q arttıkça doğruluk düşer, ama asıl önemli değişiklik FPR'nin ve PPV'nin değişmesidir. Bir ölçüt sağlanırken ötekiler daha da uzaklaşabilir.
  • Sınıf dengesini kalibrasyonla karıştırmak: Kalibrasyon “puanı bilinen kişilerin gerçek sonucunu”, sınıf dengesi “gerçek sonucu bilinen kişilerin puanını” sorar. Koşulun yönü terstir.

11.4Adil bölüşüm

Adaletin ikinci yüzü, ortak bir kaynağın kişiler arasında paylaştırılmasıdır. Miras bölüşümü, ortak bir makinenin işlem süresinin kullanıcılara dağıtılması, bir arazinin parsellenmesi ya da derslerin öğrencilere atanması bu türden sorunlardır. Burada ölçülen şey bir modelin hata oranları değil, her kişinin kendi gözünde ne aldığıdır. Bu kısım önce bölünebilir bir kaynak için (pasta kesme), sonra bölünemeyen mallar için adalet kavramlarını ve bunları sağlayan algoritmaları ele alır.

11.4.1Pasta kesme modeli

Bölünebilir kaynak geleneksel olarak bir pasta ile anlatılır. Pasta, sayı doğrusundaki [0, 1] aralığıdır. Bu aralık zamanı (bir günün saatleri), araziyi (bir kıyı şeridi) ya da işlem süresini temsil edebilir. Pasta n kişi arasında paylaştırılacaktır.

Kişiler pastanın farklı kısımlarına farklı değer verir. Biri çikolatalı kısmı, öteki vanilyalı kısmı sever; biri sabah saatlerini, öteki akşam saatlerini ister. Bu farklılık bir değer fonksiyonuyla anlatılır.

Tanım 11.9

Pasta kesme (cake cutting) probleminde her kişi i'nin bir değer fonksiyonu vi vardır. vi(X), X parçasının i. kişinin gözündeki değeridir. Bütün pasta her kişi için 1 değerindedir: vi([0, 1]) = 1. Değerler toplanabilir: ayrık iki parçanın birleşiminin değeri, değerlerinin toplamıdır. Xi, i. kişinin aldığı parçadır.

Bir algoritma kişilerin değer fonksiyonlarını tümüyle bilmez; bunu bilmek, sonsuz sayıda bilgi demektir. Bunun yerine kişilere soru sorar. Robertson ve Webb'in önerdiği standart modelde iki tür soru vardır:

  • Değer sorgusu: “[a, b] parçasına ne değer verirsin?”
  • Kesim sorgusu: “a'dan başlayan ve senin gözünde değeri α olan parça nerede biter?”

Bu modele Robertson–Webb modeli (Robertson–Webb query model) denir. Bir algoritmanın verimliliği, kaç soru sorduğuyla ölçülür. Bu ölçü, bilgisayar biliminde bir algoritmanın kaç karşılaştırma yaptığını saymaya benzer.

Paylaşımın “adil” olduğunu söylemenin iki temel yolu vardır.

Tanım 11.10

Bir paylaşım (X1, …, Xn):

  • orantılıdır (proportional), eğer herkes kendi gözünde en az 1/n alıyorsa: her i için vi(Xi) ≥ 1/n;
  • kıskançsızdır (envy-free), eğer kimse başkasının parçasını kendininkine tercih etmiyorsa: her i ve j için vi(Xi) ≥ vi(Xj).

İki tanımda da değerlendirme her kişinin kendi değer fonksiyonuyla yapılır. Bu, adaletin dışarıdan bir hakem tarafından değil, kişilerin kendi tercihleriyle tanımlandığı anlamına gelir. Ali ile Ayşe aynı pastadan farklı büyüklükte parçalar alabilir ve paylaşım yine de ikisinin gözünde adil olabilir.

Orantılılık bir “alt sınır” koşuludur: kişi yalnız kendi payına bakar. Kıskançsızlık bir “karşılaştırma” koşuludur: kişi kendi payını herkesinkiyle karşılaştırır. Pasta tamamen paylaşıldığında kıskançsızlık orantılılığı gerektirir. Bunun nedeni basittir: kıskançsız bir kişi kendi parçasını n parçanın her birinden değerli bulur; n parçanın toplam değeri onun gözünde 1 olduğundan, en büyük parçanın değeri en az 1/n'dir. Ters yön ise genelde doğru değildir (11.4.5).

Oyun kuramı açısından kişiler stratejik olabilir: algoritmanın sorularına yalan cevap vererek daha büyük parça almaya çalışabilirler. İyi bir protokol, dürüst davranan herkese bir garanti verir; başkaları ne yaparsa yapsın. Bu garanti, Nash dengesi gibi herkesin rasyonel olduğunu varsayan bir kavramdan daha güçlüdür. Kişi, başkalarının davranışı hakkında hiçbir varsayım yapmadan payını güvenceye alabilir.

11.4.2Kes-ve-seç adım adım

İki kişi için bilinen en eski adil bölüşüm yöntemi, çocukların pasta paylaşırken kullandığı kuraldır: biri keser, öteki seçer.

Tanım 11.11

Kes-ve-seç (cut-and-choose) yöntemi iki adımdan oluşur:

  1. Kesen, pastayı kendi gözünde değeri eşit iki parçaya böler.
  2. Seçen, iki parçadan kendi gözünde değeri büyük olanı alır; kalan parça kesene kalır.

Örnek pasta iki yarıdan oluşur: sol yarı [0; 0,5] vanilyalı, sağ yarı [0,5; 1] çikolatalıdır. Ali pastanın her yerine eşit değer verir. Ayşe çikolatayı vanilyadan 3 kat daha çok sever: vAyşe(vanilya) = 1/4, vAyşe(çikolata) = 3/4. Her yarının içinde değer düzgün dağılır; yani bir yarının yarısı, o yarının değerinin yarısı kadar değerlidir.

Örnek 11.13
  1. Ali keser. Kendi gözünde iki eşit parça yapar. Ali için değer düzgün olduğundan x = 1/2'den keser. Her parça Ali için 1/2'dir.
  2. Ayşe değerlendirir. Sol parça tam vanilya olduğu için onun gözünde 1/4, sağ parça tam çikolata olduğu için 3/4'tür.
  3. Ayşe seçer. Değeri büyük olan sağ parçayı (çikolata) alır. Sol parça Ali'ye kalır.
  4. Sonuç. Orantılılık: Ali 1/2 ≥ 1/2, Ayşe 3/4 ≥ 1/2 ✓. Kıskançsızlık: Ali kendi parçasına 1/2, Ayşe'ninkine 1/2 verir (1/2 = 1/2, kıskanmaz); Ayşe kendi parçasına 3/4, Ali'ninkine 1/4 verir (3/4 > 1/4) ✓.
vanilya [0; 0,5]çikolata [0,5; 1]kesim x = 0,5Ali: 1/2Ali: 1/2Ayşe: 1/4Ayşe: 3/4
Şekil 11.9: Kes-ve-seç, Ali keser. Kesim x = 0,5'tedir. Sol parça Ali için 1/2, Ayşe için 1/4; sağ parça Ali için 1/2, Ayşe için 3/4. Ayşe sağı seçer.

Roller değişirse sonuç da değişir. Bu kez Ayşe kesip Ali seçsin. Ayşe kendi gözünde iki eşit parça yapmalıdır. Sol yarının tamamı (vanilya) onun için yalnız 1/4 olduğundan kesim çikolatanın içinde olmalıdır. Kesim noktası x > 1/2 ise sol parçanın Ayşe için değeri 1/4 + (3/4) · (x − 1/2)/(1/2) = 1/4 + 1,5 · (x − 1/2)'dir. Bunu 1/2'ye eşitlemek 1,5 · (x − 1/2) = 1/4, yani x − 1/2 = 1/6 ve x = 2/3 verir.

vanilya [0; 0,5]çikolata [0,5; 1]kesim x = 0,667Ali: 2/3Ali: 1/3Ayşe: 1/2Ayşe: 1/2AliAyşe
Şekil 11.10: Roller değişince: Ayşe x = 2/3 ≈ 0,667'den keser (kendi gözünde 1/2–1/2). Ali sol parçayı seçer ve kendi gözünde 2/3 alır; Ayşe 1/2 alır.

Şekil 11.10'da Ali'nin seçimi kolaydır: sol parça onun için 2/3, sağ parça 1/3'tür. Ali 2/3 alır, Ayşe kendi gözünde tam 1/2 alır. İki duruma birlikte bakınca bir örüntü görülür: Ali seçerken 2/3, keserken 1/2 alır; Ayşe seçerken 3/4, keserken 1/2 alır. Seçen, kesenden avantajlıdır. Kesen yalnız garantisini (1/2) alır; seçen ise iki kişinin değerlendirmeleri arasındaki farkın kazancını toplar.

11.4.3Kod izleme: kesim sorgusu ikiye bölme ile

Ayşe'nin kesim noktasını (2/3) yukarıda formülle bulduk. Bir algoritma ise Ayşe'nin değer fonksiyonunun formülünü bilmez; yalnız Robertson–Webb sorguları sorabilir. Kesim sorgusunun cevabı, yalnız değer sorguları kullanılarak ikiye bölme (bisection) yöntemiyle yaklaşık olarak bulunabilir. Aşağıdaki kod bu fikri uygular.

def v_ayse(x):          # [0, x] parçasının değeri
  if x <= 0.5: return x / 2
  return 0.25 + 1.5 * (x - 0.5)
def kes_noktasi(v, hedef, adim):
  lo, hi = 0.0, 1.0
  for _ in range(adim):
    orta = (lo + hi) / 2
    if v(orta) < hedef: lo = orta
    else: hi = orta
  return (lo + hi) / 2
print(round(kes_noktasi(v_ayse, 0.5, 8), 3))

v_ayse(x), [0, x] parçasının Ayşe için değerini verir. x ≤ 0,5 iken parça tamamen vanilyadır ve değeri x/2'dir (bütün vanilya, yani 0,5 uzunluk, 1/4 değerindedir). x > 0,5 iken bütün vanilya (0,25) ile çikolatanın bir kısmı alınır; çikolatanın her birim uzunluğu (3/4)/(1/2) = 1,5 değerindedir.

kes_noktasi(v, hedef, adim) fonksiyonu aradığı noktanın [lo, hi] aralığında olduğunu bilir. Başta lo = 0, hi = 1'dir. Her adımda aralığın ortasını sorar. Ortadaki değer hedeften küçükse kesim noktası daha sağdadır ve lo ortaya taşınır; değilse kesim noktası ortada ya da solundadır ve hi ortaya taşınır. Her adım aralığı yarıya indirir. Bu yöntemin çalışması için değer fonksiyonunun artan olması yeterlidir: [0, x] parçası büyüdükçe değeri azalmaz.

Tablo 11.9: kes_noktasi(v_ayse, 0.5, 8) izlemesi. Her satır bir değer sorgusudur.
sorguortav(orta)karşılaştırmayeni [lo, hi]genişlik
10,50,25< 0,5 ⇒ lo = orta[0,5; 1]1/2
20,750,625≥ 0,5 ⇒ hi = orta[0,5; 0,75]1/4
30,6250,4375< 0,5 ⇒ lo = orta[0,625; 0,75]1/8
40,68750,5312≥ 0,5 ⇒ hi = orta[0,625; 0,6875]1/16
50,65620,4844< 0,5 ⇒ lo = orta[0,6562; 0,6875]1/32
60,67190,5078≥ 0,5 ⇒ hi = orta[0,6562; 0,6719]1/64
70,66410,4961< 0,5 ⇒ lo = orta[0,6641; 0,6719]1/128
80,6680,502≥ 0,5 ⇒ hi = orta[0,6641; 0,668]1/256

Sekiz sorgudan sonra aralığın genişliği 1/28 = 1/256'dır. Fonksiyon aralığın ortasını, ≈ 0,666'yı döndürür. Gerçek kesim 2/3 ≈ 0,6667'dir; hata yaklaşık 0,00065'tir. Ayşe kesen olsaydı buradan keserdi.

vanilya (Ayşe: 1/4)çikolata (Ayşe: 3/4)00,51lo=0,6641hi=0,668kesim ≈ 0,666 (tam değer 2/3)
Şekil 11.11: Sekiz sorgudan sonra arama aralığı [0,6641; 0,668]'e daralır; orta nokta ≈ 0,666, gerçek kesim 2/3'tür.

Hatanın nasıl küçüldüğü genel olarak yazılabilir. k sorgudan sonra aralığın genişliği 2−k'dir. Gerçek nokta bu aralığın içindedir ve fonksiyon aralığın ortasını döndürür; bu yüzden hata en çok aralığın yarısı, yani 2−(k+1)'dir. Hatanın her zaman 0,001'in altında kalması için 2−(k+1) < 0,001 gerekir. 210 = 1024 > 1000 olduğundan k + 1 = 10, yani k = 9 sorgu yeterlidir; k = 8'de sınır 2−9 ≈ 0,00195'tir ve güvence vermez. Bir basamak daha doğruluk için yaklaşık üç ya da dört sorgu daha gerekir.

Örnek 11.14

kes_noktasi(v_ayse, 0.5, 3) çağrıldığında döngü sonunda [lo, hi] nedir?

  1. Orta 0,5: v = 0,25 < 0,5 ⇒ lo = 0,5.
  2. Orta 0,75: v = 0,625 ≥ 0,5 ⇒ hi = 0,75.
  3. Orta 0,625: v = 0,4375 < 0,5 ⇒ lo = 0,625.

Aralık [0,625; 0,75], döndürülen değer 0,6875'tir. Tablo 11.9'un ilk üç satırıyla aynıdır.

11.4.4Kes-ve-seç neden adil?

Kes-ve-seçin adil olmasının nedeni, iki rolün garantilerine ayrı ayrı bakınca anlaşılır.

Kesenin garantisi. Kesen hangi parçanın kendisine kalacağını bilmez; seçen hangisini isterse onu alır. Kesen en kötü durumu düşünürse elinde iki parçanın küçüğü kalır. Bu yüzden kesenin garantisi min(v(sol), v(sağ))'dır. Kesim noktası sağa kaydıkça sol parçanın değeri artar, sağınki azalır; iki değerin küçüğü, ikisi eşit olduğunda en büyüktür. Bu nokta tam kesenin gözündeki yarıdır ve garanti 1/2'dir. Dürüst kesmek, yani iki eşit parça yapmak, en kötü durumdaki kazancı en büyük yapan, yani maksimin stratejidir.

00,250,501/22/31kesim noktası xkesenin garantisi: min(v(sol), v(sağ))Ali: x = 1/2Ayşe: x = 2/3
Şekil 11.12: Kesenin garantisi min(v(sol), v(sağ)), kesim noktası x'in fonksiyonu olarak. Ali için (mavi) tepe x = 1/2'de, Ayşe için (kırmızı) x = 2/3'te; iki tepe de 0,5 yüksekliğindedir.

Şekil 11.12 bu “çatı” biçimini gösterir. Ali'nin eğrisi düzgündür, çünkü değeri düzgün dağılmıştır. Ayşe'nin eğrisinin sol kolu 1/2'ye kadar yavaş (vanilya az değerli), sonra hızlı yükselir. İki eğrinin tepesi de 0,5'tir: kimin değer fonksiyonu ne olursa olsun, dürüst kesen 1/2 garanti eder.

Seçenin garantisi. Seçen iki parçadan kendi gözünde büyük olanı alır. İki parçanın değerleri toplamı 1 olduğundan büyük olan en az 1/2'dir. Ayrıca seçtiği parça, kalan parçadan değersiz değildir. Bu iki özellik kesim nasıl yapılırsa yapılsın geçerlidir; kesen dürüst davranmasa bile seçen hem orantılı hem kıskançsız bir pay alır.

Bilginin değeri. Kesen, seçenin tercihini bilirse kesimi ona göre kaydırıp 1/2'den fazlasını alabilir; ama garantisi yine 1/2'dir. Aşağıdaki örnek bunu sayılarla gösterir.

Örnek 11.15

Ali kesiyor ve Ayşe'nin çikolatayı 3 kat sevdiğini biliyor. Ayşe iki parçayı eşit değerli bulursa çikolatalı (sağ) parçayı seçer. Ali nereden keser ve kendi gözünde ne kazanır?

  1. Ayşe, sol parçanın kendi gözündeki değeri en çok 1/2 olduğu sürece sağı seçer.
  2. Kesim x ≥ 1/2 ise sol parçanın Ayşe için değeri 1/4 + 1,5 (x − 1/2)'dir. Koşul 1/4 + 1,5 (x − 1/2) ≤ 1/2, yani x ≤ 2/3'tür.
  3. Ali sol parçayı almak istediği için onu olabildiğince büyütür: x = 2/3'ten keser.
  4. Ali kendi gözünde 2/3 > 1/2 alır; Ayşe yine 1/2 alır.

Bilgi, kesene avantaj sağlar. Ama Ali'nin bilgisi yanlışsa (örneğin Ayşe aslında vanilyayı seviyorsa) bu kaydırılmış kesim Ali'yi 1/2'nin altına düşürebilir. Dürüst kesimin değeri, bilgi gerektirmeyen bir garanti vermesidir.

Kes-ve-seçin iki kişide hem orantılı hem kıskançsız olması bir rastlantı değildir; iki kişide bu iki kavram aynıdır.

Teorem 11.4 (İki kişide orantılılık ve kıskançsızlık)

Pasta iki kişi arasında tamamen paylaşılmışsa, bir kişi için orantılılık ile kıskançsızlık eşdeğerdir: v(X1) ≥ 1/2 ⇔ v(X1) ≥ v(X2).

Pasta tamamen paylaşıldığı için v(X1) + v(X2) = 1'dir. (⇒) v(X1) ≥ 1/2 olsun. O zaman v(X2) = 1 − v(X1) ≤ 1/2 ≤ v(X1)'dir; kişi ötekini kıskanmaz. (⇐) v(X1) ≥ v(X2) = 1 − v(X1) olsun. İki tarafa v(X1) eklenince 2 v(X1) ≥ 1, yani v(X1) ≥ 1/2 bulunur. □

Üç ve daha fazla kişide bu eşdeğerlik bozulur: kıskançsızlık hâlâ orantılılığı gerektirir, ama orantılı bir paylaşım kıskançlık içerebilir. Kıskançsızlık daha güçlü bir koşul hâline gelir.

11.4.5Orantılı ama kıskançlı: üç kişilik örnek

Üç kişi (Ali, Ayşe, Cem) pastanın daha önceden kesilmiş üç parçasını (X, Y, Z) paylaşacak olsun. Aşağıdaki tablo her kişinin her parçaya verdiği değeri gösterir; her satırın toplamı 1'dir.

Tablo 11.10: Üç kişinin üç parçaya verdiği değerler ve paylaşım Ali → X, Ayşe → Y, Cem → Z.
kişiX parçasıY parçasıZ parçasıaldığı≥ 1/3?
Ali0,400,300,30X: 0,40evet
Ayşe0,200,350,45Y: 0,35evet
Cem0,300,300,40Z: 0,40evet
Örnek 11.16
  1. Orantılılık. 1/3 ≈ 0,333'tür. Ali 0,40, Ayşe 0,35, Cem 0,40 alır; üçü de 0,333'ten büyüktür. Paylaşım orantılıdır.
  2. Ali'nin kıskançlığı. Ali için Y ve Z 0,30'dur, kendi X'i 0,40'tır. Ali kimseyi kıskanmaz.
  3. Cem'in kıskançlığı. Cem için X ve Y 0,30'dur, kendi Z'si 0,40'tır. Cem kimseyi kıskanmaz.
  4. Ayşe'nin kıskançlığı. Ayşe için Cem'in parçası Z 0,45'tir, kendi Y'si 0,35'tir. 0,45 > 0,35: Ayşe Cem'i kıskanır.

Paylaşım orantılıdır ama kıskançsız değildir. Ayşe 1/3'ün üstünde aldığı için “haksızlığa uğradım” diyemez, ama Cem'le yer değiştirmeyi ister.

Bu örnekte basit bir düzeltme vardır: Ayşe ile Cem parçalarını takas etse Ayşe 0,45 alır, Cem 0,30 alır. Ama bu kez Cem 1/3'ün altına düşer ve paylaşım orantılı olmaktan çıkar. Kıskançsız bir paylaşım bulmak, orantılı bir paylaşım bulmaktan genelde çok daha zordur. Bu fark, bilinen algoritmaların karmaşıklığına da yansır:

Son azalan
n kişi için orantılı bir paylaşım bulur (11.4.6).
Selfridge–Conway
3 kişi için kıskançsız bir paylaşım bulur ve en fazla 5 kesim yapar.
Aziz–Mackenzie (2016)
n kişi için kıskançsız bir paylaşım bulan ve sonlu sayıda soruyla biten ilk algoritmadır. Ama soru sayısının üst sınırı devasadır; n'nin üst üste üslerle büyüyen bir fonksiyonudur. Algoritma kuramsal açıdan önemlidir, pratikte kullanılmaz.

11.4.6Son azalan

Kes-ve-seçi ikiden fazla kişiye genişletmenin bir yolu, ilk parçayı herkesin denetiminden geçirmektir. Bu fikir son azalan (last diminisher) yöntemine yol açar.

Tanım 11.12

Son azalan yöntemi n kişi için şöyle işler:

  1. Birinci kişi pastanın solundan, kendi gözünde 1/n değerinde bir parça keser.
  2. Parça sırayla öteki kişilere gösterilir. Parçayı kendi gözünde 1/n'den büyük bulan kişi onu kendi gözünde tam 1/n olacak şekilde kırpar (azaltır). Parçayı 1/n ya da daha küçük bulan kişi dokunmaz (“geçer”).
  3. Parçayı son kırpan kişi alır ve oyundan çıkar. Hiç kimse kırpmadıysa parça ilk kesene kalır.
  4. Kalan pasta, kalan n − 1 kişi arasında aynı yöntemle paylaştırılır. İki kişi kaldığında kes-ve-seç uygulanır.

Yöntemin neden orantılı olduğunu görmek için iki tür kişiye bakmak yeterlidir. Parçayı alan kişi onu son kırpan kişidir; kendi gözünde tam 1/n alır. Parçayı almayanlar için ise parça, onların gözünde en çok 1/n'dir: ya ilk baştan öyleydi ya da kendileri kırparak öyle yaptılar (kendilerinden sonra başkası kırptıysa parça daha da küçüldü). Bu yüzden kalan pasta onların gözünde en az 1 − 1/n = (n − 1)/n değerindedir. Kalan n − 1 kişi bu pastayı orantılı paylaşırsa her biri en az ((n − 1)/n) · (1/(n − 1)) = 1/n alır.

Örnekte üç kişi vardır ve pasta dört eşit çeyreğe ayrılmıştır. Her çeyreğin içinde değer düzgün dağılır. Ali'nin değeri tekdüzedir; Ayşe sağı, Cem solu sever.

Ali0,250,250,250,25Ayşe0,10,20,30,4Cem0,40,30,20,1
Şekil 11.13: Son azalan örneği. Çubuklar her kişinin çeyrek başına değeridir (her satırın toplamı 1): Ali 0,25–0,25–0,25–0,25; Ayşe 0,1–0,2–0,3–0,4; Cem 0,4–0,3–0,2–0,1.

Hesaplarda kullanılacak bir araç şudur: bir çeyreğin uzunluğu 1/4 olduğundan, değeri w olan bir çeyrekte birim uzunluğun değeri 4w'dir. Örneğin Cem'in birinci çeyreğinde birim uzunluk 4 · 0,4 = 1,6 değerindedir; [0; 0,1] parçası onun için 0,1 · 1,6 = 0,16 eder.

Örnek 11.17
  1. Ali keser. Kendi gözünde 1/3 değerinde bir parça: [0, 1/3]. Ali'nin değeri tekdüze olduğu için uzunluk ile değer aynıdır.
  2. Ayşe bakar. Parça birinci çeyreğin tamamını (0,1) ve ikinci çeyrekten 1/3 − 1/4 = 1/12 uzunluğu içerir. İkinci çeyrekte birim uzunluk 4 · 0,2 = 0,8 değerindedir. Değer 0,1 + (1/12) · 0,8 = 0,1 + 0,0667 = 1/6'dır. 1/6 < 1/3; Ayşe dokunmaz.
  3. Cem bakar. Değer 0,4 + (1/12) · 1,2 = 0,4 + 0,1 = 1/2'dir. 1/2 > 1/3; Cem fazlasını kırpar. Birinci çeyrek tek başına 0,4 > 1/3 olduğu için kesim birinci çeyreğin içindedir: 1,6 · x = 1/3 ⇒ x = 1/(3 · 1,6) = 5/24 ≈ 0,208. Parça artık [0, 5/24]'tür ve Cem'in gözünde tam 1/3'tür.
  4. Cem alır. Parçayı son kırpan Cem'dir; parçayı alır ve çıkar. Kırpmayan Ali için parça 5/24 ≤ 1/3, Ayşe için (5/24) · 0,4 = 1/12 ≤ 1/3'tür. Kalan pasta ikisinin gözünde en az 2/3'tür.
  5. Kalan [5/24, 1] iki kişide kes-ve-seç. Kalan pasta Ali için 1 − 5/24 = 19/24 değerindedir. Ali onu kendi gözünde iki eşit parçaya böler: yarısı 19/48'dir, kesim 5/24 + 19/48 = 10/48 + 19/48 = 29/48 ≈ 0,604'tedir.
  6. Ayşe seçer. Sağ parça [29/48, 1] Ayşe için: üçüncü çeyrekten 3/4 − 29/48 = 7/48 uzunluk (birim değer 1,2) ve dördüncü çeyreğin tamamı (0,4). Değer (7/48) · 1,2 + 0,4 = 0,175 + 0,4 = 0,575 = 23/40. Sol parça [5/24, 29/48] onun için 41/120 ≈ 0,342'dir. Ayşe sağı seçer.

Sonuç: Cem [0, 5/24] ve kendi gözünde 1/3; Ali [5/24, 29/48] ve 19/48 ≈ 0,396; Ayşe [29/48, 1] ve 23/40 = 0,575 alır. Herkes kendi gözünde en az 1/3 aldı; paylaşım orantılıdır.

parça [0, 1/3]Ali0,250,250,250,25Ayşe0,10,20,30,4Cem0,40,30,20,11/31/61/2 > 1/3
Şekil 11.14: Ali'nin kestiği [0, 1/3] parçası (taralı alan). Parça Ali için 1/3, Ayşe için 1/6, Cem için 1/2'dir. Cem kesimi 5/24'e çeker (turuncu çizgi).
Cem'in parçasıAliAyşeAli0,250,250,250,25Ayşe0,10,20,30,4Cem0,40,30,20,119/48 ≥ 1/323/40 ≥ 1/31/3 ≥ 1/3
Şekil 11.15: Son azalanın sonucu. Cem [0, 5/24], Ali [5/24, 29/48], Ayşe [29/48, 1] alır. Sağdaki sayılar her kişinin kendi parçasına verdiği değerdir: 19/48, 23/40 ve 1/3; hepsi ≥ 1/3.

Şekil 11.15 paylaşımın orantılı olduğunu gösterir. Ama paylaşım kıskançsız değildir. Cem, Ali'nin parçası [5/24, 29/48]'e şu değeri verir: birinci çeyrekten 1/24 uzunluk (birim 1,6) ⇒ 1/15; ikinci çeyreğin tamamı ⇒ 0,3; üçüncü çeyrekten 5/48 uzunluk (birim 0,8) ⇒ 1/12. Toplam 1/15 + 3/10 + 1/12 = 9/20 = 0,45'tir. Cem'in kendi parçası 1/3 ≈ 0,333'tür: Cem Ali'yi kıskanır. Son azalan yalnız orantılılığı güvenceye alır.

Yöntemin soru sayısı da hesaplanabilir. İlk turda n kişinin her birine parça gösterilir; ikinci turda n − 1 kişiye ve böyle sürer. Toplam yaklaşık n + (n − 1) + … + 2 ≈ n²/2 sorgudur; yani O(n²).

Örnek 11.18

Cem'in değerleri Ayşe'ninki gibi (0,1; 0,2; 0,3; 0,4) olsaydı ilk parçayı kim alırdı?

Ali yine [0, 1/3]'ü keser. Ayşe için bu parça 1/6'dır (yukarıdaki hesap). Cem'in değerleri aynı olduğundan onun için de 1/6'dır. İkisi de 1/6 < 1/3 bulur ve dokunmaz. Kimse kırpmadığı için parçayı son kesen, yani Ali alır.

11.4.7Hareketli bıçak ve Even–Paz

Son azalan yönteminin sürekli bir sürümü de vardır. Dubins ve Spanier (1961) bunu bir bıçak imgesiyle anlatır.

Tanım 11.13

Hareketli bıçak (moving knife, Dubins–Spanier) yönteminde bir bıçak pastanın solundan sağa yavaşça kayar. Bıçağın solundaki parça birinin gözünde 1/n değerine ulaşınca o kişi “dur!” der, parçayı alır ve çıkar. Bıçak kalanlarla sürer; sonuncu kişi kalanı alır.

Yöntemi son azalan örneğindeki değerlerle (çeyrek başına Ali 0,25; Ayşe 0,1–0,4; Cem 0,4–0,1) çalıştıralım. Her kişi için “sol parça ne zaman 1/3 olur?” sorusunun cevabı hesaplanır; en küçük cevabı veren kişi önce “dur” der.

Tablo 11.11: Hareketli bıçak. Her hücre, o kişinin “dur” diyeceği bıçak konumudur.
kişi1. tur: v([0, x]) = 1/32. tur: v([5/24, x]) = 1/3aldığı
Cemx = 5/24 ≈ 0,21 (dur!)—[0, 5/24]: 1/3
Alix = 1/3 ≈ 0,33x = 13/24 ≈ 0,54 (dur!)[5/24, 13/24]: 1/3
Ayşex = 19/36 ≈ 0,53x = 43/72 ≈ 0,60[13/24, 1]: 13/20
Örnek 11.19
  1. 1. tur, Cem: Birinci çeyrekte birim değer 1,6; 1,6 x = 1/3 ⇒ x = 5/24.
  2. 1. tur, Ali: Tekdüze değer; x = 1/3.
  3. 1. tur, Ayşe: İlk iki çeyrek ona 0,1 + 0,2 = 0,3 verir; bu 1/3'ten azdır. Üçüncü çeyrekte birim değer 1,2: 0,3 + 1,2 (x − 1/2) = 1/3 ⇒ x − 1/2 = 1/36 ⇒ x = 19/36.
  4. En küçük konum Cem'indir (5/24). Bıçak oraya gelince Cem durdurur ve [0, 5/24]'ü alır. İlk parça son azalandakiyle aynıdır: kesimi en önce Cem durdurur.
  5. 2. tur, Ali: 5/24 + 1/3 = 5/24 + 8/24 = 13/24.
  6. 2. tur, Ayşe: [5/24, 1/4] ona (1/24) · 0,4 = 1/60, ikinci çeyrek 0,2 verir; 1/2'ye kadar toplam 13/60 ≈ 0,217'dir. Eksik 1/3 − 13/60 = 7/60, üçüncü çeyrekte (7/60)/1,2 = 7/72 uzunlukla tamamlanır: x = 1/2 + 7/72 = 43/72.
  7. Ali'nin konumu (13/24 ≈ 0,542) Ayşe'ninkinden (43/72 ≈ 0,597) küçüktür. Ali durdurur ve [5/24, 13/24]'ü alır. Ayşe kalanı alır: [13/24, 1], değeri (3/4 − 13/24) · 1,2 + 0,4 = (5/24) · 1,2 + 0,4 = 0,25 + 0,4 = 13/20.

Herkes en az 1/3 alır; paylaşım orantılıdır. Kıskançsız değildir: Cem, Ali'nin parçası [5/24, 13/24]'e 1/15 + 0,3 + 1/30 = 2/5 > 1/3 değer verir.

Hareketli bıçak, son azalanın “sürekli zamanda” çalışan hâlidir; bir algoritma olarak çalıştırmak için her kişinin “dur” noktası bir kesim sorgusuyla bulunur. Her turda kalan herkese bir kesim sorgusu sorulur; toplam sorgu sayısı yine O(n²)'dir. Even ve Paz (1984), pastayı her adımda ikiye bölerek orantılı paylaşımı çok daha az soruyla, O(n log n) sorguyla bulur. Fikir şudur: herkes pastayı kendi gözünde ortadan işaretler; işaretlerin ortancasından kesilir; kişilerin yarısı sol parçayı, yarısı sağ parçayı aralarında aynı yöntemle paylaşır. Grup her adımda yarıya indiği için yaklaşık log2 n düzey vardır ve her düzeyde n sorgu sorulur.

11.4.8Bölünemez mallar: sırayla seçim ve EF1

Pasta istenen yerden kesilebilir; ama bir araba, bir ev ya da bir ders kontenjanı bölünemez. Bölünemez mallar (indivisible goods) söz konusu olduğunda her mal tümüyle bir kişiye verilir. Bir kişinin aldığı mallar kümesine demet (bundle) denir. Değerlerin toplanabilir olduğu varsayılır: bir demetin değeri, içindeki malların değerlerinin toplamıdır.

Bölünemez mallarda kıskançsızlık her zaman mümkün değildir. En basit örnek, tek bir arabanın iki kardeş arasında paylaşılmasıdır. Arabayı alan kardeş ötekini kıskanmaz, ama öteki hiçbir şey almadığı için arabayı alanı kıskanır. Hangi paylaşım seçilirse seçilsin biri kıskanır. Bu yüzden zayıflatılmış bir adalet kavramı gerekir.

Tanım 11.14

Bir paylaşım bir mala kadar kıskançsızdır (EF1, envy-free up to one good), eğer bir kişi i başka bir kişi j'yi kıskanıyorsa, j'nin demetinden uygun bir mal çıkarıldığında kıskançlık ortadan kalkıyorsa: vi(Xi) ≥ vi(Xj \ {g}), bazı g ∈ Xj için.

Sırayla seçim (round-robin): kişiler sabit bir sırayla dönerek her turda kalan mallardan kendi gözlerinde en değerlisini alır.

EF1, “kıskançlık varsa bile bu kıskançlık tek bir malın şansından kaynaklanır” demektir. Tek araba örneğinde arabayı alan kardeşin demetinden araba çıkarılırsa boş demet kalır; öteki kardeşin kıskançlığı kalkar. Bu paylaşım EF1'dir.

Örnekte iki kişi ve dört mal vardır. Ali başlar.

Tablo 11.12: Bölünemez dört mal ve iki kişinin değerleri.
kişim1m2m3m4
Ali7531
Ayşe8611
Örnek 11.20
  1. Ali m1'i (7) alır. Ali: kendi 7. Ayşe: kendi 0, Ali'nin demeti gözünde 8.
  2. Ayşe kalanlardan m2'yi (6) alır. Ayşe: kendi 6, Ali'nin demeti 8. Ali: kendi 7, Ayşe'nin demeti 5.
  3. Ali m3'ü (3) alır. Ali: kendi 10, Ayşe'nin demeti 5. Ayşe: kendi 6, Ali'nin demeti 8 + 1 = 9.
  4. Ayşe m4'ü (1) alır. Ayşe: kendi 7, Ali'nin demeti 9. Ali: kendi 10, Ayşe'nin demeti 5 + 1 = 6.

Sonuç: Ali {m1, m3} = 10, Ayşe {m2, m4} = 7. Ali kıskanmaz (10 ≥ 6). Ayşe ise Ali'nin demetine 9 değer verir ve 7 alır: kıskanır! Ama Ali'nin demetinden m1 çıkarılırsa Ayşe'nin gözünde 1 kalır ve 1 ≤ 7: paylaşım EF1'dir.

Sırayla seçimin her zaman EF1 bir paylaşım ürettiği gösterilebilir. İki kişide gerekçe kısadır. Ayşe'nin her seçimi, Ali'nin bir sonraki seçiminden önce gelir ve o anda kalan en değerli malı alır. Bu yüzden Ayşe'nin k. seçimi, onun gözünde Ali'nin (k + 1). seçiminden az değerli değildir. Ali'nin ilk seçimi (m1) çıkarılınca Ali'nin geri kalan malları Ayşe'nin malları ile birebir eşleşir ve her eşte Ayşe'ninki ağır basar. Örnekte Ayşe'nin m2'si (6), Ali'nin m3'ünden (Ayşe için 1) değerlidir. Başlayan kişi (Ali) ise hiç kıskanmaz, çünkü her turda ötekinden önce seçer.

Örnek 11.21

Sırayla seçimde Ayşe başlasaydı (aynı değerlerle) kim neyi alırdı? Bir kişi iki malı eşit değerli bulursa numarası küçük olanı alır.

  1. Ayşe m1'i (8) alır.
  2. Ali kalanlardan m2'yi (5) alır.
  3. Ayşe için m3 ve m4 eşittir (1 ve 1); numarası küçük olan m3'ü alır.
  4. Ali m4'ü (1) alır.

Ali {m2, m4} = 6, Ayşe {m1, m3} = 9. Ali, Ayşe'nin demetine 7 + 3 = 10 değer verir: kıskanır. Ama m1 çıkarılınca 3 kalır ve 3 ≤ 6: yine EF1'dir. Bu kez başlayan Ayşe kıskanmaz.

11.4.9Oyuna dönüş: açgözlü seçim en iyi tepki değil

Açılıştaki Adil Bölüşüm Oyunu'na (11.1.1) dönelim. Malların değerleri (O1 / O2): Pasta 5/1, Kitap 4/9, Kulaklık 3/8, Top 1/1. O1 başlar ve O2 her turda kendi gözünde en değerli kalan malı alır. O1'in iki planını karşılaştıralım.

Tablo 11.13: O1'in iki planı ve sonuçları.
O1'in planıSeçim sırasıO1O2
hep en değerlisiPasta, Kitap, Kulaklık, Top810
önce KitapKitap, Kulaklık, Pasta, Top99
Örnek 11.22
  1. Plan 1 (açgözlü). O1 kendi en değerlisi Pasta'yı (5) alır. O2 Kitap'ı (9) alır. O1 kalanlardan Kulaklık'ı (3), O2 Top'u (1) alır. O1: 5 + 3 = 8. O2: 9 + 1 = 10.
  2. Plan 2 (önce Kitap). O1 Kitap'ı (4) alır. O2 kalanlardan kendi en değerlisi Kulaklık'ı (8) alır. O1 Pasta'yı (5), O2 Top'u (1) alır. O1: 4 + 5 = 9. O2: 8 + 1 = 9.
  3. Neden işe yarar? O2 Pasta'ya yalnız 1 değer verir; Pasta beklese de kaçmaz. O2'nin gerçekten istediği Kitap'tır. O1 Kitap'ı önce alırsa O2'nin en sevdiği malı elinden alır, Pasta'yı ise bir sonraki turda yine alabilir.

Dört malın bütün seçim sıraları denendiğinde O1'in bu O2'ye karşı alabileceği en büyük değer 9'dur; Plan 2 en iyi tepkidir. Sırayla seçimde her turda en sevdiğin malı almak her zaman en iyi strateji değildir.

Adalet açısından ne olduğuna da bakalım. İkinci planda O2, O1'in demeti {Kitap, Pasta}'ya 9 + 1 = 10 değer verir; kendi demeti {Kulaklık, Top} 9'dur. O2 kıskanır. Kitap çıkarılırsa 1 ≤ 9: paylaşım yine EF1'dir. Kuramın güvencesi şudur: iki taraf da hep favorisini alırsa sırayla seçim EF1 üretir. Bir taraf stratejik davranınca bu güvence artık kuramdan gelmez; bu örnekte EF1 yine sağlanmıştır ama her durumda sağlanacağının garantisi yoktur.

Bu gözlem gerçek hayatta da görülmüştür. Harvard İşletme Okulu derslerini öğrencilere sırayla seçime (draft) dayalı bir yöntemle dağıtıyordu. Budish ve Cantillon (2012), öğrencilerin tam bu türden stratejik seçimler yaptığını, yani popüler olmayan ama kendileri için değerli dersleri bekletip başkalarının da istediği dersleri öne aldığını, bunun da refah kaybına yol açtığını veriyle göstermiştir. Adil bir protokol bile stratejik oyunculara açıktır: EF1 güvencesi, herkes sırası gelince favorisini alırsa geçerlidir.

11.4.10Üç sosyal refah ölçütü

Birden çok paylaşım arasında seçim yapmak için onları bir sayıyla sıralamak gerekir. Bu sayıya sosyal refah ölçütü denir. Üç ölçüt yaygındır.

Tanım 11.15
  • Faydacı refah (utilitarian welfare): sosyal refah SW = Σ vi(Xi), yani değerlerin toplamı, en büyük yapılır. Bu ölçüt verimliliği ölçer.
  • Eşitlikçi refah (egalitarian welfare): en küçük vi(Xi) en büyük yapılır (maksimin). En kötü durumdaki kişinin payı korunur.
  • Nash sosyal refahı (Nash social welfare): değerlerin çarpımı Π vi(Xi) en büyük yapılır. İki kişide vAli × vAyşe'dir.

Nash sosyal refahı iki ucun arasında durur. Toplamda bir kişinin büyük kazancı ötekinin küçük kaybını kolayca telafi eder; çarpımda ise herhangi bir değerin sıfıra yaklaşması bütün çarpımı sıfıra çeker. Bu yüzden çarpım dengeli paylaşımları ödüllendirir. Nash sosyal refahının bir özelliği daha vardır: ölçek değişikliğinden etkilenmez. Ali'nin bütün değerleri 10 katına çıkarsa her paylaşımın çarpımı 10 katına çıkar; sıralama değişmez ve en iyi paylaşım aynı kalır. Toplamda ise Ali'nin değerleri 10 katına çıkınca bütün mallar Ali'ye gider. Kişilerin değer ölçeklerini karşılaştırmak çoğu zaman anlamsız olduğu için bu özellik önemlidir.

Tablo 11.12'deki değerlerle 16 olası paylaşımdan üçü karşılaştırılabilir.

Tablo 11.14: Üç paylaşımın refah ölçütlerine göre karşılaştırılması.
PaylaşımAliAyşetoplamen küçükçarpımkıskançsız?
Sırayla seçim: Ali {m1, m3}, Ayşe {m2, m4}10717770hayır, EF1
Faydacı: Ali {m3, m4}, Ayşe {m1, m2}41418456hayır, EF1 bile değil
Nash / eşitlikçi (tek değil): Ali {m2, m3, m4}, Ayşe {m1}9817872evet
Örnek 11.23
  1. Faydacı paylaşım. Toplamı en büyük yapmak için her mal ona daha çok değer verene gider: m1 (8 > 7) ve m2 (6 > 5) Ayşe'ye, m3 (3 > 1) Ali'ye. m4'te eşitlik vardır (1 = 1); burada Ali'ye verilir. Toplam 4 + 14 = 18.
  2. Faydacı paylaşımın adaletsizliği. Ali, Ayşe'nin demeti {m1, m2}'ye 7 + 5 = 12 verir, kendisi 4 alır. m1 çıkarılsa bile 5 > 4; m2 çıkarılsa 7 > 4. Hangi mal çıkarılırsa çıkarılsın kıskançlık sürer: EF1 bile değildir.
  3. Nash paylaşımı. Ali {m2, m3, m4} = 5 + 3 + 1 = 9, Ayşe {m1} = 8; çarpım 72. Ali, Ayşe'nin demetine 7 verir (< 9); Ayşe, Ali'nin demetine 6 + 1 + 1 = 8 verir (= 8). Kimse kıskanmaz.
  4. Tek değil. Ali {m2, m3}, Ayşe {m1, m4} paylaşımı da (8, 9) verir ve çarpımı yine 72'dir. İki paylaşım da en küçük değeri 8 yapar; ikisi de hem Nash hem eşitlikçi optimumdur.

Örnekte Nash sosyal refahını en büyük yapan paylaşımın aynı zamanda kıskançsız olması bir rastlantı değildir. Caragiannis ve arkadaşları (2016) bunun genel bir sonucunu göstermiştir.

Teorem 11.5 (Caragiannis vd., 2016)

Değerler toplanabilir olduğunda, Nash sosyal refahını maksimize eden paylaşım hem Pareto optimal hem de EF1'dir.

Bu sonuç makalenin adına da yansımıştır: “en büyük Nash refahının akıl almaz adaleti”. Teorem, verimlilik ile adaletin birbirini dışlamak zorunda olmadığını gösterir. Tek bir sayıyı (çarpımı) en büyük yapmak, hem kimsenin durumunu bozmadan iyileştirilemeyen hem de en çok bir mallık kıskançlık içeren bir paylaşım verir.

11.4.11Adaletin bedeli ve Pareto verimliliği

Adalet kısıtının verimlilikten ne kadar götürdüğünü ölçmek için iki kavram gerekir.

Tanım 11.16
  • Bir paylaşım Pareto verimlidir (Pareto optimal, Pareto efficient), eğer kimseyi kötüleştirmeden en az bir kişiyi iyileştiren başka bir paylaşım yoksa.
  • Adaletin bedeli (price of fairness), bütün paylaşımlar arasındaki en büyük sosyal refahın, adil paylaşımlar arasındaki en büyük sosyal refaha oranıdır. Oran 1'e yakınsa adalet ucuzdur.

Tablo 11.12'nin değerleriyle 16 paylaşımın hepsi taranabilir (dört malın her biri iki kişiden birine gider: 24 = 16). Taramanın sonuçları şunlardır. 16 paylaşımın 11'i Pareto optimaldir; sırayla seçimin (10, 7) paylaşımı da bunlardan biridir. Örneğin Ali'ye 10'dan, Ayşe'ye 7'den az vermeyen ve birini artıran başka bir paylaşım yoktur. Toplamı en büyük yapan ve kıskançsız olan paylaşımlar aşağıdaki tablodadır.

Tablo 11.15: En büyük toplamlı paylaşımlar ve kıskançsız paylaşımlar.
PaylaşımAliAyşetoplamkıskançsız?
Ali {m3, m4}, Ayşe {m1, m2}41418hayır
Ali {m3}, Ayşe {m1, m2, m4}31518hayır
Ali {m2, m3, m4}, Ayşe {m1}9817evet
Ali {m2, m3}, Ayşe {m1, m4}8917evet
Örnek 11.24
  1. En büyük sosyal refah: 18. İki paylaşım bunu verir; ikisi de m4'ün kime gittiği dışında aynıdır (m4'te iki kişinin değeri eşittir).
  2. Kıskançsız paylaşımlar: 16 paylaşımdan yalnız ikisi kıskançsızdır. m4'teki eşitlik yüzünden ikisi de Nash ve eşitlikçi optimumdur; toplamları 17'dir.
  3. Adaletin bedeli: 18/17 ≈ 1,059.
  4. Yorum: Kıskançsızlık için sosyal refahın 1 − 17/18 = 1/18 ≈ %5,6'sı feda edilir.

Adaletin bedeli, Anarşinin Bedeli gibi bir orandır. Anarşinin Bedeli'nde kayıp, oyuncuların bencil davranmasından gelir: en iyi sonucun, bencil oyuncuların ulaştığı en kötü dengeye oranıdır. Adaletin bedelinde kayıp bencillikten değil, adalet kısıtından gelir. İki oranın da paydasında “kısıt altında ulaşılabilen” refah, payında ise kısıtsız en iyi refah vardır.

Bu örnekte bedel küçüktür. Ama bedel her zaman küçük değildir. Bölünebilir pastada n kişide orantılılığın bedeli kabaca √n ile orantılı büyür (Caragiannis vd., 2012). Kişi sayısı arttıkça, herkese en az 1/n verme zorunluluğu, pastayı en çok değer verene bırakmaya göre giderek daha pahalı hâle gelir.

Sık yapılan hata
  • Değerleri ortak bir ölçekle değerlendirmek: Orantılılık ve kıskançsızlık her kişinin kendi değer fonksiyonuyla denetlenir. Ayşe'nin Ali'yi kıskanıp kıskanmadığı Ayşe'nin değerleriyle hesaplanır, Ali'ninkilerle değil.
  • “Orantılıysa kıskançsızdır”: Bu yalnız iki kişide doğrudur. Üç kişilik örnekte (Tablo 11.10) paylaşım orantılıdır ama Ayşe Cem'i kıskanır.
  • EF1'de herhangi bir malı çıkarmak: EF1, kıskanılan kişinin demetinden uygun bir malın çıkarılmasını ister; genellikle kıskanan kişinin gözünde en değerli olan mal çıkarılır. Rastgele bir mal çıkarıp kıskançlık sürüyorsa paylaşımın EF1 olmadığı sonucu çıkmaz.
  • Son azalanda parçayı ilk kesene vermek: Parçayı son kırpan kişi alır. Yalnız hiç kimse kırpmadıysa parça ilk kesene kalır.
  • Kesimi uzunlukla bulmak: Kesen “kendi gözünde” eşit parçalar yapar. Ayşe'nin yarısı 1/2 uzunlukta değil, 2/3 noktasındadır.

11.5Etik ve yönetişim

Ölçütler ve algoritmalar adaletin ölçülebilen yüzünü anlatır. Ama bir modelin hangi ölçüte göre değerlendirileceğine, kimin itiraz edebileceğine ve hata olursa kimin sorumlu olacağına matematik karar vermez. Bu kısım, algoritmik kararların çevresindeki etik ilkeleri ve hukuki çerçeveyi, insanların algoritmaya stratejik tepkisini, denetimi ve kararların kendi verisini nasıl değiştirdiğini ele alır.

11.5.1Etik ilkeler ve standartlar

Algoritmik karar sistemleri için önerilen ilkeler farklı kurumlarda farklı adlarla geçse de dört ilke hemen hepsinde bulunur.

Şeffaflık ve açıklanabilirlik
Şeffaflık (transparency), karar sürecinin, yani hangi verinin hangi amaçla kullanıldığının anlaşılır olmasıdır. Açıklanabilirlik (explainability), tek bir kararın gerekçesinin ilgili kişiye anlatılabilmesidir. Kredisi reddedilen kişi, kararın nedenini (örneğin “borç/gelir oranı yüksek”) öğrenebilmelidir.
Hesap verebilirlik
Hesap verebilirlik (accountability), hatalı bir kararın sorumlusunun belli olmasıdır. “Algoritma öyle karar verdi” bir gerekçe sayılmaz. Kararın etkilediği kişi itiraz edebilmeli ve bir insanın kararı yeniden incelemesini isteyebilmelidir.
Adalet ve eşitlik
Kararların sosyal etkileri ve grup bazlı sonuçları göz önünde tutulmalıdır. Bu bölümde hesaplanan ölçütler bu ilkenin ölçülebilir karşılığıdır.
Mahremiyet
Mahremiyet (privacy), kişisel verinin en az gerekli ölçüde ve yalnız açıklanan amaç için toplanmasıdır. Adalet ölçmek için grup bilgisine ihtiyaç duyulması, mahremiyetle gerilim yaratabilir: korunan özelliği toplamayan bir kurum, kendi modelinin bu özelliğe göre adil olup olmadığını da ölçemez.

Bu ilkeler hukuki düzenlemelere de yansımıştır.

Tablo 11.16: Algoritmik kararlarla ilgili başlıca düzenlemeler ve ilkeler.
Düzenlemeİçerik
GDPR (AB, 2018), madde 22Yalnızca otomatik işlemeye dayanan ve kişiyi önemli ölçüde etkileyen kararlara itiraz ve insan müdahalesi hakkı.
AB Yapay Zekâ Yasası (2024)Risk tabanlı yaklaşım: kredi skorlama ve işe alım gibi uygulamalar “yüksek risk” sınıfındadır ve ek yükümlülüklere (risk yönetimi, veri kalitesi, insan gözetimi) tabidir.
KVKK (Türkiye), OECD YZ ilkeleriKişisel veri işleme kuralları (6698 sayılı Kanun); güvenilir yapay zekâ için ortak ilkeler.

Düzenlemelerin ortak noktası, yüksek etkili kararlarda insanın devreden tümüyle çıkarılmamasıdır. AB Yapay Zekâ Yasası'nın risk tabanlı yaklaşımı ayrıca bir orantılılık ilkesi taşır: bir film öneri sistemiyle bir kredi skorlama sistemine aynı yükümlülükler getirilmez; yükümlülük, olası zararın büyüklüğüyle artar.

11.5.2Stratejik tasarım ve teşvikler

Önceki kısımlarda kişiler, modelin karşısında edilgen bir veri noktası gibi ele alındı. Oysa algoritma bir kural koyduğunda insanlar ona tepki verir. Sınıflandırılan kişiler de oyunculardır. Bu bakış açısına stratejik sınıflandırma (strategic classification) denir. Oyun kuramının dili burada doğrudan kullanılabilir: kurum bir kural seçer (lider), kişiler bu kurala en iyi tepkiyi verir (izleyiciler).

Bu tepkinin genel bir sonucu Goodhart yasası (Goodhart's law) ile özetlenir: bir ölçü hedef hâline gelince iyi bir ölçü olmaktan çıkar. Tıklama sayısı başarı ölçüsü olarak kullanılmaya başlanınca içerik üreticileri tıklama tuzağı başlıklar yazar; tıklama sayısı artar ama ölçtüğü şey, yani içeriğin ilgi çekiciliği, artmaz. Ölçü ile ölçülmek istenen nitelik arasındaki bağ, ölçünün hedeflenmesiyle kopar.

Kullanıcılara doğru teşvikler vermek ve kötü niyetli manipülasyonu (sahte yorumlar, bot hesaplar) önlemek tasarımın bir parçasıdır. Üç durum öne çıkar:

Oyunlanabilir özellik
Kredi puanında “sahip olunan kart sayısı” gibi kolay değiştirilen bir özellik, gerçek riski değiştirmeden puanı değiştirir. Kişinin ödeme gücü aynı kalırken puanı yükselir. Bu tür davranışa oyunlama (gaming) denir.
Öneri sistemleri
Etkileşimi (izlenme süresi, tıklama) ödüllendiren bir hedef, kullanıcının uzun vadeli yararıyla çatışabilir. Daha iyi bir hedef, kullanıcının uzun vadeli yararını ödüllendirendir; ama bu yararı ölçmek çok daha zordur.
Maliyet eşitsizliği
Oyunlamanın maliyeti gruplar arasında farklıysa stratejik davranış yeni bir adaletsizlik doğurur. Kaynağı bol olan grup kurala daha kolay uyum sağlar. 11.5.3'teki örnek bunu adım adım gösterir.

Mekanizma tasarımının temel sorusu burada da geçerlidir: kurala uyan dürüst davranış, bireyin çıkarına olmalıdır. Stratejiye dayanıklı bir mekanizmada dürüst davranmak en iyi stratejidir; iyi tasarlanmış bir sınıflandırıcıda da puanı yükseltmenin en ucuz yolu, gerçekten daha nitelikli olmak olmalıdır.

11.5.3Stratejik sınıflandırma adım adım

Hu, Immorlica ve Vaughan (2019) stratejik davranışın gruplar arası etkisini basit bir modelle incelemiştir. Aşağıdaki örnek bu modelin sayısal bir sürümüdür.

Kurum, puanı eşiğe eşit ya da eşikten büyük olanları kabul eder. Başta eşik 0,6'dır. Gerçek nitelik de bu puanla ölçülür: gerçek puanı 0,6 ve üstü olan kişiler gerçekten niteliklidir. Kişiler puanlarını bir maliyetle (örneğin kart sayısını artırarak) yükseltebilir. A grubunun bütçesi 0,15'tir: A'daki herkes puanını en çok 0,15 artırabilir. B grubunun bütçesi yalnız 0,03'tür. Her grupta 5 niteliksiz ve 5 nitelikli kişi vardır.

Tablo 11.17: Stratejik sınıflandırma örneğinde gerçek puanlar.
grupbütçeniteliksiz (puan < 0,6)nitelikli (puan ≥ 0,6)
A0,150,30; 0,42; 0,50; 0,52; 0,580,62; 0,66; 0,71; 0,80; 0,90
B0,030,25; 0,35; 0,48; 0,56; 0,580,63; 0,68; 0,72; 0,78; 0,88

Kişinin kararı basittir. Gerçek puanı eşiğin altındaysa ve eşiğe olan uzaklığı bütçesinden küçük ya da ona eşitse, puanını tam eşiğe taşır ve kabul edilir. Uzaklık bütçeden büyükse yükseltme bir işe yaramaz; kişi maliyete katlanmaz.

Örnek 11.25
  1. Eşik 0,6, oyunlama. A'da gerçek puanı en az 0,6 − 0,15 = 0,45 olan niteliksizler eşiğe ulaşabilir: 0,50, 0,52 ve 0,58. A'dan 3 niteliksiz kişi geçer. B'de en az 0,6 − 0,03 = 0,57 gerekir: yalnız 0,58. B'den 1 niteliksiz kişi geçer.
  2. Kurum tepki verir. Kurum oyunlamayı fark eder ve eşiği A'nın bütçesini hesaba katarak 0,6 + 0,15 = 0,75'e yükseltir. Niteliksizlerin ulaşabileceği en yüksek puan A'da 0,58 + 0,15 = 0,73, B'de 0,58 + 0,03 = 0,61'dir. İkisi de 0,75'in altındadır; artık hiçbir niteliksiz kişi geçemez.
  3. A'nın nitelikli üyeleri. Eşiği geçmek için gerçek puanı en az 0,75 − 0,15 = 0,60 olmalıdır. A'nın beş nitelikli üyesinin hepsi bunu sağlar (en düşüğü 0,62). A'da 5/5 geçer.
  4. B'nin nitelikli üyeleri. Gerçek puanı en az 0,75 − 0,03 = 0,72 olmalıdır. 0,72, 0,78 ve 0,88 geçer; 0,63 ve 0,68 geçemez. B'de yalnız 3/5 geçer.

Stratejik davranışa karşı alınan önlem yeni bir eşitsizlik doğurdu. Önlem niteliksizleri dışarıda tutmayı başardı, ama bedelini bütçesi küçük B grubunun nitelikli üyeleri ödedi. Kurumun kuralı iki gruba aynı görünür (aynı eşik), ama iki grubun bu kurala uyum sağlama gücü farklıdır.

0,20,40,60,81puan (gerçek nitelik)Abütçe 0,15Bbütçe 0,03eşik 0,6
Şekil 11.16: Eşik 0,6'da oyunlama. Dolu daireler nitelikli kişilerdir (puan ≥ 0,6). A'dan üç, B'den bir niteliksiz kişi puanını eşiğe taşıyarak geçer (turuncu halkalar ve oklar).
0,20,40,60,81puan (gerçek nitelik)Abütçe 0,15Bbütçe 0,03eşik 0,75
Şekil 11.17: Eşik 0,75'e yükseltildikten sonra. Hiçbir niteliksiz kişi geçemez. A'nın nitelikli beş üyesinin hepsi bütçesiyle eşiğe ulaşır; B'nin nitelikli 0,63 ve 0,68 puanlı üyeleri (kırmızı) ulaşamaz.

Şekil 11.16 ve Şekil 11.17 iki aşamayı karşılaştırır. Eşiği yükseltmek, oyunlamanın bedelini herkese yüklemenin kaba bir yoludur. Daha incelikli çözümler de vardır: oyunlanması zor özelliklere ağırlık vermek, ya da oyunlama için gereken kaynağı (örneğin danışmanlık, eğitim) düşük bütçeli gruba da erişilebilir kılmak. Örnekte bir aralık hesabı da yapılabilir: niteliksizlerin hiçbirinin geçmemesi için eşik 0,73'ten büyük olmalıdır; B'nin bütün niteliklilerinin geçmesi için eşik en çok 0,63 + 0,03 = 0,66 olmalıdır. İki koşul çeliştiği için tek bir eşikle iki amaca birlikte ulaşılamaz.

11.5.4Algoritmik denetim

Algoritmik denetim (algorithmic audit), bir karar sisteminin amacına uygun, doğru ve adil çalışıp çalışmadığının sistematik olarak incelenmesidir. Denetim, sistemin yalnız kodunu değil bütün yaşam döngüsünü kapsar.

Ne denetlenir?
Veri kaynağı, hedef değişken, grup bazlı performans ve insan gözetimi birlikte incelenir. Hedef değişkenin bir vekil olup olmadığı (11.1.3'teki sağlık harcaması örneği) çoğu zaman en önemli sorudur.
Belgeleme
Model kartları (model cards) ve veri kümesi kartları, bir modelin ya da veri kümesinin varsayımlarını, kullanım amacını ve bilinen sınırlamalarını görünür kılan kısa belgelerdir. Bir model kartı örneğin şunu yazar: “Bu model 2015–2020 kredi başvurularıyla eğitildi; 25 yaş altı başvuranlarda doğruluğu düşüktür.”
Dağıtım sonrası
Model kullanılmaya başlandıktan sonra da izlenir. Veri kayması (data drift), yani modelin karşılaştığı verinin eğitim verisinden zamanla uzaklaşması, itirazlar ve beklenmeyen zararlar düzenli olarak takip edilir.
Katılım
Etkilenen grupların görüşü alınır. İtiraz hakkı ve açık bir sorumluluk zinciri tanımlanır.

Bu bölümün sayısal kısmı, bir denetimin en somut adımını verir. Bir denetim listesi: taban oranları, seçim oranı, TPR, FPR, PPV ve kalibrasyon her grup için ayrı ayrı raporlanır. Uyumsuzluk teoremleri yüzünden bu ölçütlerin hepsi birden sağlanamayacağı için, hangi ölçütün neden önceliklendirildiği yazılı olarak gerekçelendirilir. Tablo 11.5 böyle bir raporun en küçük hâlidir.

11.5.5Algoritmalar tarafsız olabilir mi?

Algoritmaların “matematik oldukları için tarafsız” olduğu sıkça söylenir. Bölümün bulguları bu iddiayı dört yönden sınırlar:

  • Algoritmalar, hedef, veri, ölçüt ve eşik seçimlerini yapan kurumların değerlerinden bağımsız değildir. “Neyi tahmin edeceğiz?” sorusunun cevabı bile bir değer seçimidir.
  • Tarihsel eşitsizlikler eğitim verisine ve hedef değişkenlere yansıyabilir.
  • Farklı adalet ölçütleri aynı karar için çelişen sonuçlar üretir (uyumsuzluk teoremleri). Bir ölçüt seçmek, ötekinden vazgeçmektir.
  • Model, dağıtımdan sonra davranışı değiştirerek yeni geri besleme döngüleri yaratabilir (11.5.6).

Temel zorluklar da açıktır. Adalet kavramı bağlama göre değişir: kredi kararında önemli olan hata türü, tıbbi tarama kararında farklı olabilir. Doğruluk, mahremiyet ve grup adaleti arasında ödünleşimler vardır. Adalet anlayışları kültürden kültüre değişir. Bu zorluklara verilen makul cevap, mutlak tarafsızlık iddiasından vazgeçmektir. Bunun yerine kararın etkileri ölçülür, yapılan tercihler belgelenir ve etkilenen kişiler için bir itiraz mekanizması kurulur.

11.5.6Kod izleme: kendini doğrulayan veri

Geri besleme döngüsünün en bilinen örneği tahmine dayalı polisliktir (predictive policing). Devriye, geçmiş kayıtlarda olayın çok olduğu bölgeye gönderilir. Ama olay yalnız devriyenin bulunduğu yerde kaydedilir. Bu durumda kayıtlar, olayların gerçek dağılımını değil devriyenin nereye gittiğini yansıtmaya başlar (Ensign vd., 2018). Aşağıdaki kod bu döngünün en sade modelidir.

kayit = [6, 5]     # geçmiş kayıtlar (bölge 0, 1)
gercek = [3, 3]    # gerçek günlük olay: eşit!
for gun in range(1, 5):
  hedef = 0 if kayit[0] >= kayit[1] else 1
  kayit[hedef] += gercek[hedef]  # yalnız orada
  pay = kayit[0] / sum(kayit)
  print(gun, hedef, kayit, round(pay, 2))

Kodda iki bölge vardır. kayit listesi her bölgenin geçmiş olay kaydını tutar: bölge 0'da 6, bölge 1'de 5 kayıt vardır. gercek listesi her bölgede her gün gerçekte olan olay sayısıdır: iki bölgede de 3'tür. Yani iki bölge gerçekte eşittir; kayıtlardaki bir fark belki tesadüftür. Her gün devriye kaydı fazla olan bölgeye gider (eşitlikte bölge 0'a). Yalnız devriyenin gittiği bölgede o günün olayları kayda geçer. pay, bölge 0'ın toplam kayıt içindeki payıdır.

Tablo 11.18: Geri besleme kodunun izlemesi. Başlangıç: kayit = [6, 5], pay = 6/11 ≈ 0,55.
günhedefkayitpaygörünmeyen olay (bölge 1)
10 (6 ≥ 5)[9, 5]9/14 ≈ 0,643
20 (9 ≥ 5)[12, 5]12/17 ≈ 0,713
30 (12 ≥ 5)[15, 5]15/20 = 0,753
40 (15 ≥ 5)[18, 5]18/23 ≈ 0,783
18bölge 0gerçek: 3/gün5bölge 1gerçek: 3/gün◀ devriye0,50,650,801234günbölge 0'ın kayıt payıgerçek pay 0,5
Şekil 11.18: Dört gün sonra kayıtlar [18, 5]'tir. Sağdaki grafik bölge 0'ın kayıt payını gösterir: 0,55'ten 0,78'e çıkar. Gerçek pay (yeşil kesikli çizgi) 0,5'te sabittir.

Her gün devriye bölge 0'a gider, çünkü bölge 0'ın kaydı hep fazladır. Bölge 0'ın kaydı her gün 3 artar; bölge 1'deki 3 olay ise hiç görülmez ve kaydı 5'te donar. Şekil 11.18 sonucu gösterir: pay 0,55'ten 0,78'e çıkar. Veri, modelin kararıyla toplandığı için modeli “doğrular”. Bir gözlemci kayıtlara bakıp “bölge 0'da suç bölge 1'in üç katından fazla” sonucuna varabilir; oysa gerçekte iki bölge eşittir. Başlangıçtaki tek kayıtlık fark (6 ile 5), belki yalnız tesadüftü, ama kendini büyüterek kalıcı bir “gerçek” hâline geldi.

Örnek 11.26

Aynı kod kayit = [5, 6] ile çalıştırılırsa 4 gün sonra bölge 0'ın payı kaçtır?

  1. Gün 1: bölge 1'in kaydı fazladır (6 > 5); devriye bölge 1'e gider: [5, 9].
  2. Gün 2: [5, 12]. Gün 3: [5, 15]. Gün 4: [5, 18].
  3. Pay 5/23 ≈ 0,22'dir.

Devriye hep bölge 1'e gider. Başlangıçtaki tek kayıtlık fark bu kez ters yönde büyür. Sonucun yönünü gerçek suç oranları değil, başlangıçtaki rastlantısal fark belirler.

Döngüyü kırmanın yolları vardır. Devriye zaman zaman rastgele bölgelere gönderilebilir; böylece her bölgeden bir miktar yansız veri toplanır. Ya da kayıtlar, o bölgeye ne kadar devriye gönderildiğine bölünerek düzeltilebilir. Bu iki fikir, öğrenme kuramındaki “keşif ve sömürü” ödünleşimine karşılık gelir: yalnız bilinen en iyi seçeneği sömüren bir sistem, öteki seçenekler hakkında hiç bilgi toplamaz.

11.5.7Gerçek hayat uygulamaları

Bölümün kavramları üç alanda özellikle sık karşımıza çıkar:

Kredi ve bankacılık
Skorlama modelleri. Asıl seçim kalibrasyon ile fırsat eşitliği arasındadır: kurum puanın her grupta aynı riski anlatmasını, başvuranlar ise ödeyebilecek olanların aynı şansı almasını ister.
İşe alım ve insan kaynakları
Özgeçmiş eleme. Tarihsel veri önyargısı (Amazon örneği) ve beşte dört kuralı en sık konulardır.
Sağlık
Teşhis ve tedavi önerisi. Vekil hedef sorunu (harcama ≠ ihtiyaç) burada ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu alanlarda uygulanan temel analiz, bir eşiğin değiştirilmesinin ölçütleri nasıl etkilediğini incelemektir. Bölümün örnek modeli yalnız iki puan verdiği için yalnız üç anlamlı karar kuralı vardır: herkesi reddetmek (eşik 0,8'in üstünde), yalnız 0,8 puanlıları onaylamak (eşik 0,2 ile 0,8 arasında) ve herkesi onaylamak (eşik 0,2'nin altında).

Örnek 11.27
  1. Herkesi onayla. İki grupta da seçim oranı 1, TPR 1, FPR 1'dir. Demografik eşitlik ve eşitlenmiş olasılıklar sağlanır. Ama PPV, onaylananların (yani herkesin) ödeme oranıdır: A'da 0,50, B'de 0,32. Tahmin eşitliği bozulur. Doğruluk A'da 0,50, B'de 0,32'ye düşer.
  2. Yalnız 0,8 puanlıları onayla (bugünkü model). Tahmin eşitliği ve kalibrasyon sağlanır; demografik eşitlik ve eşitlenmiş olasılıklar sağlanmaz (Tablo 11.5). Doğruluk iki grupta da 0,80'dir.
  3. Herkesi reddet. Seçim oranı, TPR ve FPR iki grupta da 0'dır; demografik eşitlik ve eşitlenmiş olasılıklar sağlanır. PPV tanımsızdır (onaylanan yok). Doğruluk A'da 0,50, B'de 0,68'dir. Kurum hiç kredi vermez.

Eşitlenmiş olasılıkları sağlayan iki kural da (herkesi onayla, herkesi reddet) modeli tümüyle işe yaramaz hâle getirir. Herkesi reddetmek, 11.3.1'deki uyumsuzluk teoreminin TPR = 0 uç durumudur; herkesi onaylamak ise eşitlenmiş olasılıkları sağlarken tahmin eşitliğini bozar. Modelin ayırt etme gücü değişmeden, yalnız eşikle oynayarak bütün ölçütlerin birlikte sağlanamayacağını bu tablo somut olarak gösterir.

Sık yapılan hata
  • Kuralı herkese aynı uygulamayı adalet saymak: Stratejik sınıflandırma örneğinde eşik iki gruba aynıdır, ama gruplar kurala farklı maliyetle uyum sağlar. Biçimsel eşitlik, sonuç eşitliği getirmez.
  • Kayıtları gerçek sanmak: Geri besleme döngüsünde kayıtlar devriyenin nereye gittiğini ölçer. Kararın etkilediği bir süreçle toplanan veri, o kararı değerlendirmek için kullanılırken dikkat ister.
  • Denetimi tek seferlik saymak: Veri kayması ve stratejik tepki yüzünden bugün adil olan bir model yarın olmayabilir. Denetim, dağıtımdan sonra da sürer.
  • “İnsan incelemesi” ile hesap verebilirliği eşitlemek: Kararı yalnız onaylayan, gerekçesini sorgulamayan bir insan hesap verebilirlik sağlamaz. İtiraz edenin kararın gerekçesine ulaşabilmesi gerekir.

11.6Özet

  • Önyargı tarihsel veriden, temsil eksikliğinden, vekil değişkenlerden ve tasarım ile geri besleme döngülerinden gelir. Korunan özelliği modelden çıkarmak yetmez; vekiller onu taşır. Bu yüzden sonuçlar grup bazında ölçülür.
  • Karışıklık matrisi (TP, FP, FN, TN) bütün grup ölçütlerinin kaynağıdır: seçim oranı (TP + FP)/n, TPR TP/(TP + FN), FPR FP/(FP + TN), PPV TP/(TP + FP), taban oranı (TP + FN)/n.
  • Ölçütler: demografik eşitlik (seçim oranı; beşte dört kuralı oranı ≥ 0,8 ister), eşitlenmiş olasılıklar (TPR ve FPR; yalnız TPR ise fırsat eşitliği), tahmin eşitliği (PPV), kalibrasyon (puanı s olanların gerçekleşme oranı her grupta s). İlk ikisi başvuranın, son ikisi kurumun bakışıdır.
  • Örneğimiz: kalibre ve PPV'si eşit (0,8) bir model; buna rağmen seçim oranı 0,5/0,2, TPR 0,8/0,5, FPR 0,2/0,059. İki grupta da doğruluk %80'dir; doğruluk hataların kime düştüğünü göstermez.
  • Bireysel adalet benzer kişilere benzer puan ister: |f(x) − f(y)| ≤ L · d(x, y). Zorluğu, uzaklık d'nin seçiminin de bir değer yargısı olmasıdır.
  • Uyumsuzluk: FPR = p/(1 − p) · (1 − PPV)/PPV · TPR (Chouldechova). Taban oranları farklıysa tahmin eşitliği ile eşitlenmiş olasılıklar, mükemmel tahmin dışında, birlikte sağlanamaz. Kleinberg vd.: kalibrasyon ve iki sınıf dengesi de ancak mükemmel tahminde ya da eşit taban oranında birlikte sağlanır. COMPAS tartışmasında iki taraf da kendi ölçütüne göre haklıydı.
  • Ödünleşim: eşitlenmiş olasılıkları zorlamak B'de PPV'yi 0,8'den 0,65'e düşürür; rastgeleleştirmeyle fırsat eşitliği (q = 0,6) doğruluğu 0,8'den 0,512'ye indirir. Adalet kısıtı ön işleme, eğitim ya da son işlemeyle eklenir; hangi ölçütün seçileceği bir değer kararıdır.
  • Adil bölüşüm: orantılılık vi(Xi) ≥ 1/n, kıskançsızlık vi(Xi) ≥ vi(Xj). Kes-ve-seç iki kişide orantılı ve kıskançsızdır; dürüst kesmek maksimin stratejisidir ve seçen kesenden avantajlıdır. İki kişide orantılılık ⇔ kıskançsızlık; üç ve daha fazla kişide kıskançsızlık daha güçlüdür.
  • Algoritmalar: son azalan ve hareketli bıçak n kişide orantılıdır (O(n²) sorgu), Even–Paz daha az soruyla; Selfridge–Conway 3 kişide, Aziz–Mackenzie n kişide kıskançsızdır. Kesim sorgusu ikiye bölmeyle bulunur; k sorgudan sonra hata en çok 2−(k+1)'dir.
  • Bölünemez mallar: kıskançsızlık her zaman mümkün değildir; sırayla seçim EF1 üretir ama açgözlü seçim en iyi tepki olmayabilir. Nash sosyal refahını maksimize eden paylaşım Pareto optimal ve EF1'dir. Örnekte adaletin bedeli 18/17 ≈ 1,059'dur.
  • Etik: şeffaflık, hesap verebilirlik, adalet, mahremiyet; GDPR madde 22, AB Yapay Zekâ Yasası, KVKK. Denetimde her grup için taban oranı, seçim oranı, TPR, FPR, PPV ve kalibrasyon raporlanır ve ölçüt seçimi gerekçelendirilir.
  • Teşvikler: algoritmaya tepki veren insanlar Goodhart yasasını işletir. Stratejik sınıflandırmada oyunlama maliyeti farklı gruplar arasında yeni eşitsizlik doğar; geri besleme döngüsünde veri, kararın kendisini doğrular.
Tablo 11.19: Bölümün kavramları bir bakışta.
KavramNe söyler?Nasıl hesaplanır?
Demografik eşitlikGruplar eşit oranda onay alırSeçim oranlarını karşılaştır
Eşitlenmiş olasılıklarAynı gerçek durumdakilerin şansı eşittirTPR ve FPR'yi karşılaştır
Tahmin eşitliğiOnay iki grupta aynı anlamı taşırPPV'yi karşılaştır
KalibrasyonPuan her grupta aynı riski anlatırHer puan düzeyinde gerçekleşme oranı
Bireysel adaletBenzer kişilere benzer puanLipschitz koşulu
Chouldechova özdeşliğiTaban oranı farklıysa ölçütler çatışırFPR = p/(1 − p) · (1 − PPV)/PPV · TPR
OrantılılıkHerkes kendi gözünde ≥ 1/n alırKes-ve-seç, son azalan, hareketli bıçak
KıskançsızlıkKimse başkasının payını tercih etmezKes-ve-seç (2), Selfridge–Conway (3)
EF1Kıskançlık en çok bir mallıktırSırayla seçim, en büyük Nash refahı
Adaletin bedeliAdalet kısıtının refah kaybıEn büyük SW ÷ adil paylaşımlarda en büyük SW

11.7Kavram listesi

Terimlerin İngilizce karşılıkları ve öteki bölümlerdeki kullanımları terim sözlüğünde bulunur.

11.8Kendini Dene

  1. Bir D grubunun karışıklık matrisi TP = 24, FP = 6, FN = 16, TN = 54'tür. Seçim oranı, TPR, FPR, PPV ve doğruluk nedir? Bölümdeki A grubuyla (seçim 0,5; TPR 0,8; FPR 0,2; PPV 0,8) karşılaştırıldığında hangi ölçüt sağlanır? Beşte dört kuralı ne der?

    Cevap

    n = 100. Seçim (24 + 6)/100 = 0,30; TPR 24/40 = 0,6; FPR 6/60 = 0,1; PPV 24/30 = 0,8; doğruluk (24 + 54)/100 = 0,78. Yalnız tahmin eşitliği sağlanır (0,8 = 0,8). Beşte dört kuralı: 0,30/0,50 = 0,6 < 0,8 ⇒ ihlal. Özdeşlikle denetim: taban oranı p = 40/100 = 0,4; (0,4/0,6) · (0,2/0,8) · 0,6 = 0,1 ✓.

  2. Bir grupta taban oranı p = 0,3, PPV = 0,6, TPR = 0,7'dir. FPR kaçtır? Taban oranı 0,5 olan ikinci bir grupta PPV ve TPR aynı tutulursa FPR ne olur? Bu iki grupta eşitlenmiş olasılıklar sağlanabilir mi?

    Cevap

    Birinci grup: (0,3/0,7) · (0,4/0,6) · 0,7 = 0,3 · (2/3) = 0,2. İkinci grup: (0,5/0,5) · (2/3) · 0,7 = 7/15 ≈ 0,467. TPR'ler eşit ama FPR'ler farklıdır (0,2 ≠ 0,467); eşitlenmiş olasılıklar sağlanmaz. PPV eşitken taban oranı farkı, p/(1 − p) çarpanı üzerinden FPR'ye taşınır.

  3. Bir model iki puan veriyor: 0,7 ve 0,1. Bir grupta puanı 0,7 olan 30 kişiden 21'i, puanı 0,1 olan 70 kişiden 7'si krediyi öder. Model bu grupta kalibre midir? Taban oranı nedir? Ödeyenlerin ve ödemeyenlerin ortalama puanı kaçtır?

    Cevap

    21/30 = 0,7 ve 7/70 = 0,1: iki puan düzeyinde de gerçekleşme oranı puana eşittir, model kalibredir. Taban oranı (21 + 7)/100 = 0,28; bu, ortalama puana (30 · 0,7 + 70 · 0,1)/100 = 0,28 eşittir. Ödeyenlerin ortalama puanı (21 · 0,7 + 7 · 0,1)/28 = 15,4/28 = 0,55. Ödemeyenler 9 (0,7 puanlı) ve 63 (0,1 puanlı) kişidir; ortalama (9 · 0,7 + 63 · 0,1)/72 = 12,6/72 = 0,175.

  4. Pasta [0, 1]; sol yarı vanilya, sağ yarı çikolata. Ali her yere eşit değer verir. Ayşe için vanilyanın tamamı 2/5, çikolatanın tamamı 3/5 değerindedir (her yarıda düzgün). (a) Ali keser, Ayşe seçerse herkes kendi gözünde ne alır? (b) Ayşe keserse nereden keser ve kim ne alır?

    Cevap

    (a) Ali x = 1/2'den keser. Ayşe için sol 2/5, sağ 3/5'tir; sağı seçer. Ali 1/2, Ayşe 3/5 alır. (b) Vanilyanın tamamı Ayşe için 2/5 < 1/2 olduğundan kesim çikolatadadır. Çikolatada birim uzunluk (3/5)/(1/2) = 6/5 değerindedir. 2/5 + (6/5)(x − 1/2) = 1/2 ⇒ x − 1/2 = 1/12 ⇒ x = 7/12. Ali sol parçayı seçer ve 7/12 ≈ 0,583 alır; Ayşe 1/2 alır. Seçen yine avantajlıdır.

  5. Bireysel adalet koşulunda L = 3, d(x, y) = 0,1 ve f(x) = 0,25'tir. Puanlar [0, 1] aralığındaysa f(y) hangi aralıkta olabilir?

    Cevap

    |f(y) − 0,25| ≤ 3 · 0,1 = 0,3 ⇒ −0,05 ≤ f(y) ≤ 0,55. Puan 0'ın altına inemediği için aralık [0; 0,55]'tir.

  6. İki kişi dört bölünemez malı paylaşıyor. Değerler: Ali (m1 8, m2 4, m3 2, m4 1), Ayşe (m1 5, m2 5, m3 4, m4 1). Ali'nin başladığı sırayla seçimde kim neyi alır; paylaşım kıskançsız mı, EF1 mi? Nash sosyal refahını en büyük yapan paylaşım hangisidir?

    Cevap

    Ali m1 (8), Ayşe m2 (5), Ali m3 (2), Ayşe m4 (1). Ali {m1, m3} = 10, Ayşe {m2, m4} = 6. Ayşe, Ali'nin demetine 5 + 4 = 9 > 6 değer verir: kıskanır. m1 çıkarılınca 4 ≤ 6: EF1. Çarpım 60'tır. 16 paylaşım taranınca en büyük çarpım Ali {m1, m4} = 9, Ayşe {m2, m3} = 9 paylaşımındadır: 81. Bu paylaşım kıskançsızdır (Ali, Ayşe'nin demetine 6, Ayşe Ali'ninkine 6 verir) ve toplamı (18) da en büyüktür; bu örnekte adaletin bedeli 1'dir.

  7. Geri besleme kodu kayit = [7, 5] ve gercek = [2, 4] ile çalıştırılıyor; yani bölge 1'de gerçekte daha çok olay oluyor. 4 gün sonra kayıtlar ve bölge 0'ın kayıt payı nedir? Gerçek pay kaçtır?

    Cevap

    Her gün bölge 0'ın kaydı fazladır ve devriye oraya gider: [9, 5], [11, 5], [13, 5], [15, 5]. Paylar 0,64; 0,69; 0,72; 0,75. Gerçek pay 2/(2 + 4) ≈ 0,33'tür. Kayıtlar gerçeği tersine çevirir: olayların çoğu bölge 1'dedir ama kayıtlara göre bölge 0 üç kat “daha tehlikeli” görünür.

11.9İleri okuma

  • S. Barocas, M. Hardt ve A. Narayanan, Fairness and Machine Learning: Limitations and Opportunities (2023): grup ölçütlerini, uyumsuzluk sonuçlarını ve nedensellik temelli yaklaşımları ayrıntılı ve örnekli anlatan ders kitabıdır; çevrimiçi sürümü ücretsizdir.
  • A. Chouldechova, “Fair prediction with disparate impact” (2017) ve J. Kleinberg, S. Mullainathan, M. Raghavan, “Inherent trade-offs in the fair determination of risk scores” (2017): bu bölümdeki iki uyumsuzluk sonucunun özgün makaleleridir; ikisinin de giriş bölümleri az matematikle okunabilir.
  • A. D. Procaccia, “Cake cutting algorithms”, Handbook of Computational Social Choice, Bölüm 13 (2016): Robertson–Webb modeli, son azalan, Even–Paz ve kıskançsız protokollerin karmaşıklığını özetler.
  • S. J. Brams ve A. D. Taylor, Fair Division: From Cake-Cutting to Dispute Resolution (1996): adil bölüşüm yöntemlerini gerçek anlaşmazlık örnekleriyle, teknik olmayan bir dille anlatır.

11.10Kaynaklar

  1. J. Angwin, J. Larson, S. Mattu, L. Kirchner, “Machine Bias”, ProPublica, 2016.
  2. H. Aziz, S. Mackenzie, “A discrete and bounded envy-free cake cutting protocol for any number of agents”, IEEE FOCS, 2016.
  3. S. Barocas, M. Hardt, A. Narayanan, Fairness and Machine Learning: Limitations and Opportunities, MIT Press, 2023.
  4. S. J. Brams, A. D. Taylor, Fair Division: From Cake-Cutting to Dispute Resolution, Cambridge University Press, 1996.
  5. E. Budish, E. Cantillon, “The multi-unit assignment problem: theory and evidence from course allocation at Harvard”, American Economic Review 102(5), 2012.
  6. J. Buolamwini, T. Gebru, “Gender Shades: Intersectional accuracy disparities in commercial gender classification”, Proc. FAT*, 2018.
  7. I. Caragiannis, C. Kaklamanis, P. Kanellopoulos, M. Kyropoulou, “The efficiency of fair division”, Theory of Computing Systems 50(4), 2012.
  8. I. Caragiannis, D. Kurokawa, H. Moulin, A. D. Procaccia, N. Shah, J. Wang, “The unreasonable fairness of maximum Nash welfare”, ACM EC, 2016.
  9. A. Chouldechova, “Fair prediction with disparate impact: a study of bias in recidivism prediction instruments”, Big Data 5(2), 2017.
  10. J. Dastin, “Amazon scraps secret AI recruiting tool that showed bias against women”, Reuters, 10 Ekim 2018.
  11. L. E. Dubins, E. H. Spanier, “How to cut a cake fairly”, American Mathematical Monthly 68(1), 1961.
  12. C. Dwork, M. Hardt, T. Pitassi, O. Reingold, R. Zemel, “Fairness through awareness”, ITCS, 2012.
  13. D. Ensign, S. A. Friedler, S. Neville, C. Scheidegger, S. Venkatasubramanian, “Runaway feedback loops in predictive policing”, Proc. FAT*, 2018.
  14. S. Even, A. Paz, “A note on cake cutting”, Discrete Applied Mathematics 7(3), 1984.
  15. M. Hardt, E. Price, N. Srebro, “Equality of opportunity in supervised learning”, NeurIPS, 2016.
  16. L. Hu, N. Immorlica, J. W. Vaughan, “The disparate effects of strategic manipulation”, Proc. FAT*, 2019.
  17. A. R. Karlin, Y. Peres, Game Theory, Alive, AMS, 2017 (adil bölüşüm bölümü).
  18. J. Kleinberg, S. Mullainathan, M. Raghavan, “Inherent trade-offs in the fair determination of risk scores”, ITCS, 2017.
  19. A. D. Procaccia, “Cake cutting algorithms”, F. Brandt vd. (ed.), Handbook of Computational Social Choice içinde, Bölüm 13, Cambridge University Press, 2016.
  20. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), Tüzük (AB) 2016/679, md. 22 (uygulama 2018).
  21. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, Yapay Zekâ Yasası, Tüzük (AB) 2024/1689.
  22. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), Resmî Gazete, 7 Nisan 2016.
  23. OECD, Recommendation of the Council on Artificial Intelligence (OECD YZ ilkeleri), 2019.

Ders sayfaları: Procaccia CMU 15-896 · Shah CSC304 · © Sercan Külcü. Tüm hakları saklıdır.